Maymun ve Robotlarla , 87 Yıllık Bir İnat !
Bu yazıyı paylaş:
Efendim, malumunuz devir artık o eski “bir varmış bir yokmuş” devri değil; artık “bir komut varmış, her şey gerçekmiş” devri… Dünya teknolojisinin lokomotifi mi dersiniz, modern zamanların devi mi, yoksa aklına eseni uzaya fırlatıp dünyayı yerinden oynatan adam mı dersiniz bilemem ama Elon Musk, yine o sarsıcı kehanetlerinden birini yumurtladı.
Demiş ki zat-ı âlileri: “10-20 yıla kadar çalışmak artık bir zorunluluk değil, bir hobi olacak. Tıpkı canınız istediğinde spor yapmak ya da arka bahçenizde domates yetiştirmek gibi…” Yani paranın pul, alın terinin antika bir hatıra, çalışmanın ise sadece canı sıkılanların sığındığı bir lüks olduğu o ütopik diyarlara doğru tam gaz ilerliyoruz. Sanki dünya, işleyen bir saat değil de, herkesin dilediği rolü seçtiği devasa bir oyun parkına dönüşecek.
Peki, Elon bu dijital rüyaları görürken biz fani dünyada boş mu duruyoruz? Elbette hayır!
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir video paylaştım, belki dost meclislerinde denk gelmişsinizdir. Şöminenin karşısında, çıtırtılar eşliğinde huzur içinde “Bir Ömür Böyle Geçti” adlı kitabımı mütalaa ediyor, hayatın muhasebesini yapıyordum. Derken ansızın, ne nezaket bilir ne edep, bir maymun peydah oldu! Adeta kaderin bir cilvesi gibi, tam da “bir ömür”den bahseden kitabımı kaptığı gibi kaçmaya başladı.
Şimdi diyebilirsiniz ki; “Yahu beyefendi, yaş 87, dizlerde derman, saçlarda ak… Bırak gitsin o kitap, yenisini alırsın!” Ama işte orada bir duralım. Bir ömrü diz çökmüş bir seyirci olarak değil, sahnede çarpışan bir aktör olarak geçirenlerin lügatinde “vazgeçmek” maddesi yoktur. O an, 87’lik gövdemden beklenmeyecek bir çeviklikle, sanki gençliğimin bütün enerjisi damarlarıma hücum etmişçesine fırladım yerimden. Çünkü mesele sadece bir kağıt yığını değil; mesele bir hak, mesele bir emek ve o kitabın satır aralarına gizlenmiş koca bir yaşamın onuru bulunuyordu!
Kıssadan hisse: Yaşınız kaç olursa olsun, hakkınızı ister bir maymuna, isterse hayatın hoyratlığına kaptırdığınızda; sakın ha oturduğunuz yerde kalmayın. Peşinden gidin! Çünkü insan, mücadeleyi bıraktığı gün yaşlanır.
Peki, bu “maymun operasyonu” nasıl gerçek oldu? İşte burası işin sihirli kısmı. Bu videonun yönetmenleri, sağ olsunlar evlatlarım Toygar ve Tolga. O yoğun mesailerinin arasında babalarına teknolojik bir sürpriz hazırlarken Elon Musk’ın xAI şirketi tarafından geliştirilen Grok isimli yapay zekâ robotunu kullanmışlar.
Grok, sadece bir sohbet robotu değil; devasa dil modelleriyle çalışan bir “üretken zekâ” harikası. Sisteme statik bir fotoğrafınızı yüklüyorsunuz, zihninizdeki senaryoyu (mesela “kitabımı kaçıran bir maymunla kovalamaca”) bir komut olarak yazıyorsunuz ve Grok, saniyeler içinde o hayali ete kemiğe büründürüyor. Işığı, gölgeyi, hareketi öyle bir hesaplıyor ki, ortaya çıkan sonuç gerçeklikle yarışır hâle geliyor.
İş o kadar ileri gitti ki, videonun bir başka versiyonu daha var ama o kadarı artık bizim aile mahremimiz olarak kalsın; zira bazen dijital zekâ bile o saf aile samimiyetini tasvir etmekte aciz kalır.
Doğrusunu isterseniz, bu teknolojik kudret beni derin bir düşünceye sevk etti. Eğer biz bugün evimizde oturduğumuz yerden böyle videolar çekebiliyorsak, yarın öbür gün hangi görüntünün hakikat olduğunu nasıl bileceğiz?
Bence bu süreçten en fazla siyaset kurumu etkilenecek. Kimin neyi söylediği, hangi karenin gerçek olduğu, hangi mitingin veya belgenin yapay zekânın bir oyunu olduğu belirsizleşecek. İnsanları manipüle etmek artık çocuk oyuncağı hâline gelecek. Koca film setleri masalara, koca bir sektör birkaç satır koda sığarken, kamuoyunun algısı da bu dijital fırtınanın ortasında kalacak. Belki de yakında oyunculara, animasyonculara, hatta “doğrulanmış gerçeklere” bile hasret kalacağız.
Elon Musk’ın “çalışmanın hobi olacağı” dünyası kapıda mı bilmem ama şunu çok iyi biliyorum: Dünya ne kadar yapaylaşırsa, insanın sahici mücadelesi ve feraseti o kadar kıymetli kalacak. Teknolojinin bu dipsiz ve uçsuz bucaksız mecrasında yolumuzu kaybetmeden yürümek için “Allah hayra çıkarsın” demekten başka bir pusulamız kalmadı galiba.
Yine de her şeye rağmen; teslim olarak değil, mücadele ederek…
Sevgi ve saygıyla.