Marifet ; Kalabalık İçinde Fikri Yapının Korunabilmesidir

181 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Kalabalık bir odada aynı anda herkes konuşurken, en zor şey kimin haklı olduğunu anlamak değildir; asıl zor olan, kendi sesini duymayı başarabilmektir. Çünkü gürültü arttıkça insanın iç sesi kısılır. Günümüz tam da böyle bir yer; herkesin bir fikri var, ama çok azı gerçekten düşünülmüş. İşte bu yüzden dinlemek, düşünmek ve karar vermek artık yalnızca bir eylem değil, bir maharet hâline geldi.

Rivayet edilir ki Konfüçyüs, öğrencilerinin fikir karmaşasından yakındığı bir gün, uzun uzun dinledikten sonra sadece şunu söyler:

“Çok kişiyle konuş, az kişiyle düşün, kendin karar ver.”

Bu söz, yüzlerce yıl öncesinden bugüne düşen sade ama derin bir pusula gibidir.

Bu cümle yalnızca bir hayat stratejisi değil; insanın kendi merkezini kaybetmemesi için bir hatırlatmadır. Hayatın kalabalık caddelerinde yürürken kulağımıza çarpan binlerce ses arasında kendi yönünü tayin edebilmek, insan kalmanın en sessiz ama en asil mücadelesidir. Bilginin sağanak gibi üzerimize yağdığı, fikirlerin neredeyse tüketim malzemesine dönüştüğü bu çağda, Konfüçyüs bizi aceleye değil sükûnete çağırır. Her sese kapılmak yerine, sesi süzmeyi öğretir.

Elbette konuşmak kıymetlidir. Danışmak, farklı bakış açılarını dinlemek, dünyayı başkalarının penceresinden de seyretmek bir zenginliktir. Her insan yeni bir ihtimal, her sohbet yeni bir ufuk sunar. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Ancak şu gerçeği de gözden kaçırmamak gerekir: Çok sayıda açık pencere evi aydınlatabilir ama kontrolsüz rüzgâr evi dağıtabilir. Zihin de böyledir.

Fikir sofrası kalabalık olabilir; fakat o sofradan kalkıp insanın kendi içindeki sessiz odaya çekilmesi gerekir. Gerçek düşünce, kalabalıkların alkışında değil; azlığın sadeliğinde, derinliğin dinginliğinde filizlenir. Samimiyetle söylenmiş birkaç cümle, gürültüyle savrulan onlarca sözden daha yakındır hakikate.

Yine de ne kadar danışılırsa danışılsın, ne kadar paylaşılırsa paylaşılsın, karar anı geldiğinde insan yalnızdır. O an, kutsal bir yalnızlıktır. Ne kalabalıklar yürür yanında ne de en güvendiğin dostlar. Başkalarının çizdiği rotalar daha güvenli görünebilir; fakat çoğu zaman insanı kendi menziline götürmez. Kendi iradesinin mührünü taşımayan her seçim, farkında olmadan başkasının yolunda yürümektir.

Hayatın seslerini dinleyelim. Farklı renkleri tanıyalım, bilgiyi her kaynaktan alalım. Ama sonunda, süzülmüş bir berraklıkla kendi kararımızı uygulamayı öğrenelim. Çünkü unutmamak gerekir ki kendi hayatımızın mimarı yine kendimiziz. Başkalarının doğrularını bir giysi gibi üzerimizde denemekten korkmayalım; fakat gün sonunda o giysileri çıkarıp kendi kalbimizin çıplak gerçeğiyle yüzleşmeyi de ihmal etmeyelim.

Başkalarına kulak vermek bir nezakettir. Son sözü kendimize bırakmak ise bir sorumluluk. Fikri özgürlüğümüzü kimsenin eline teslim etmeyelim. Böylece günün sonunda yürüdüğümüz yolun tozu da, çiçeği de yalnızca bize ait olsun.

Sevgi ve saygıyla.

Bu yazıyı puanlayın
Ortalama: 5.0 / 5 (164 oy)
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!