Marifet Kırıldığında Bile İnsan Kalabilmektir !
Bu yazıyı paylaş:
Ne güzel söylemiş Hacı Bektaş Veli… Kısa bir cümleyle insanlığın en ağır imtihanını özetlemiş:
“İncinsen de incitme.”
Bu söz, gürültülü bir dünyanın tam ortasında, sessiz ama derin bir çağrı gibidir. Kirlenen yalnızca sokaklar, hava ya da denizler değildir; kalpler kirlenir, niyetler bulanır, kelimeler sertleşir. İnsan, incinmeyi neredeyse doğal bir hâl gibi kabullenirken, incitmenin ağırlığını çoğu zaman fark etmez. Oysa dünya dediğimiz yer, tam da bu farkındalıkla yaşanılır olur.
İncinmek insan olmanın kaçınılmaz bir sonucudur. Hayat, kimseye pürüzsüz bir yol vaat etmez. Sevdiklerimizden gelen bir söz, beklemediğimiz bir davranış, görmezden gelinmek ya da haksızlığa uğramak… Bunların her biri kalpte iz bırakır. Acıtır, yorar, bazen içimize kapanmamıza sebep olur. Ama asıl sınav, bu acının bize ne yaptırdığıdır. Çünkü insan, canı yandığında kolayca sertleşir; gördüğünü gördüğü gibi iade etmeyi adalet sanar. İşte tam orada başlar kirlenme.
“İncinsen de incitme” demek, acıyı yok saymak değildir. Susmak, sineye çekmek ya da her şeye razı olmak hiç değildir. Bu söz, insanın içindeki karanlığı büyütmemesi için kendine verdiği bir sözdür. Yaşadığı kötülüğü başkasına bulaştırmamayı seçmesidir. Zehri çoğaltmak yerine, orada durdurabilmektir. Bu, zayıflık değil; aksine büyük bir iç güçtür.
İncitmemek, her şeyden önce insanın kendisini korumasıdır. Çünkü inciten, farkında olmadan kendi vicdanını aşındırır. Her sert söz, her kırıcı davranış, insanın iç dünyasında biraz daha boşluk açar. Oysa merhamet, insanı diri tutar. Kırıldığı hâlde kalbini kirletmeyen biri, hayata karşı yenilmemiştir. Acıyı olgunluğa dönüştürebilmiş, kendini aşabilmiştir.
Bugün dünyanın bu kadar ağır gelmesinin sebebi, acıların çokluğu değil; acıların öfkeye dönüşmesidir. İnsanlar dinlemeyi bırakmış, anlamaktan vazgeçmiş, haklı çıkmayı erdem sanmıştır. Herkes biraz yaralı, ama çoğu kişi yarasını başkasına sürerek iyileşeceğini zannetmektedir. Oysa gerçek iyileşme, incitmemeyi seçtiğimiz yerde başlar.
Hacı Bektaş Veli’nin sözü, bir ahlak dersi olmanın ötesinde, bir yaşam biçimi teklif eder. İnsan kalabilmenin, insanı yaşatabilmenin yolunu gösterir. Kirlenmiş bir dünyada tertemiz kalabilmenin mümkün olduğunu hatırlatır. Herkesin sertleştiği yerde yumuşak kalabilmenin, bağırılan yerde susup düşünmenin, intikamın cazibesine kapılmadan yoluna devam edebilmenin çağrısıdır bu.
Belki dünya bir anda düzelmez. Belki kötülük tamamen yok olmaz. Ama bir insan, incinse de incitmemeyi başardığında, dünya onun etrafında biraz daha yaşanılır hâle gelir. Ve bazen, bir dünyayı kurtarmak için tek gereken şey, bir kalbin kirlenmeyi reddetmesidir.
Sevgi ve saygıyla.