İnsanın Nefsine Ağır Gelen Hayır !
Bu yazıyı paylaş:
Sosyal medyanın yararları ve zararları sıkça tartışıldığı için ona “iki yüzlü” diyenler var. Varsın desinler… Zararlı olanla ilgilenilmez; çünkü insana akıl verilmiştir, yararlı olanı seçsin, ona yönelsin diye. Beşeri ilişkilerde de durum farklı değildir aslında. Orada da zararlı olan vardır, yararlı olan da. Tercih insana bırakılmıştır; hangisini seçerseniz, o yolda yürürsünüz.
Ben kendi adıma sosyal medyanın yararlarının daha fazla olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü geçmişte atladığımız, öğrenmekte zorlandığımız pek çok bilgiye artık kısa sürede ve kolayca ulaşabiliyoruz. Üstelik sadece bilgiye erişmekle kalmıyor, ufkumuzu da genişletiyoruz.
Her zamanki gibi sosyal medya meşguliyetimi yerine getirirken, bu kez ünlü sanatçımız Yılmaz Erdoğan’ın bir anlatımına denk geldim. Yine muhteşemdi. Onun kendine has üslubu, mimikleri ve beden dili eşliğinde aktardığı bir söz, bende derin bir iz bıraktı. İlk anda anlamakta zorlandım; hatta bir an için “Burada bir yanlışlık olmalı” diye düşündüm. Fakat sonra işin derinliğini ve inceliğini kavradım.
Yılmaz Erdoğan, bir babaanneden duyulan bir sözü aktarıyordu:
“İnsanın nefsine ağır gelen, hakkında hayırlıdır.”
Hoppala deyiverdim. Hem nefse ağır gelecek ve hem de hayırlı olacak? İlk duyduğumda istemsizce irkildim. Nasıl olur da nefse ağır gelen bir şey hem de hayır getirebilir? İşte tam bu noktada zihnimde bir şimşek çaktı. Aslında söz son derece doğruydu; hatta hayata dair çok güçlü bir hakikati içinde barındırıyordu.
Çünkü insan nefsi daima işin kolayına meyleder. Konforu sever, ertelemeyi seçer, zahmetten uzak durmak ister. Direnç gösterilmezse, alışkanlıklar sorgulanmazsa, insan farkında olmadan kendini hep en rahat olana doğru bırakır. Oysa gelişim dediğimiz şey çoğu zaman rahat alanın dışındadır.
Sabah erken kalkıp temiz havada yarım saat tempolu bir yürüyüş yapmak nefse ağır gelebilir; yataktan çıkmak zor, konforu terk etmek güçtür. Ama sağlık için son derece hayırlıdır. Aynı şekilde bir konuda saatlerce çalışmak, emek vermek, zihni zorlamak sıkıcı ve yorucu olabilir; fakat başarıya giden yol çoğu zaman bu zahmetten geçer. O zorluk çekilmeden elde edilen şeyler ya geçici olur ya da insana gerçek bir tatmin vermez.
Yorulursan nefse ağır gelir, başarı gösterirsen işte bu hayırlıdır.
Nefsin terbiyesi de tam olarak burada başlar aslında. Bu, kendini suçlamak ya da aşırıya kaçmak değildir; aksine insanın kendini tanıması, sınırlarını fark etmesi ve gerektiğinde kendine “dur” diyebilmesidir. Küçük ama bilinçli tercihlerle olur bu. Her isteğin peşinden gitmemek, her kolay yolu seçmemek, bazen de “şimdi değil” demeyi öğrenmekle…
İnsan nefsine her “hayır” dediğinde kendinden bir şey eksiltmez; aksine iradesine bir şey ekler. Zamanla bu tutum bir alışkanlığa dönüşür ve insan fark etmeden daha disiplinli, daha dirençli, daha dengeli bir hâle gelir. İşte o zaman nefse ağır gelen şeyler, hayatın yükü olmaktan çıkar; insanı ileriye taşıyan basamaklara dönüşür.
Bu sözü duyduktan sonra anladım ki, hayatımızdaki pek çok hayır önce nefse ağır gelir. Sabır ister, emek ister, süreklilik ister. Ama sonunda insanı daha güçlü, daha bilinçli ve daha huzurlu bir noktaya taşır.
“Hani derler ya, bilenler bilmeyenlere anlatsın diye…” İşte ben de öğrendiğim bu kıymetli hakikati, bilmeyenlerle paylaşmak istedim. Belki bir başkasının da zihninde bir şimşek çakar, belki birinin hayatında küçük ama hayırlı bir değişimin başlangıcı olur.
Lütfen nefsinizin hakimiyetini elden bırakmayın! Çünkü nefsinize ağır gelen, hakkınızda hayırlıdır. Yine de siz bilirsiniz benden hatırlatması…
Sevgi ve saygıyla