Kaptansız Gemi
Bu yazıyı paylaş:
Hayat dediğimiz şey, haritaları tam çizilmemiş, pusulası sık sık şaşan bir açık denizdir. Kimi sabah lodosla uyanırız, kimi gün poyraz suratımıza çarpar. Asıl mesele rüzgârın nereden estiği değil; dümenin kimin elinde olduğudur. Zira:
“Tecrübeli kaptanı olmayan açık deniz gemisine hangi yönden, ne tür rüzgâr eserse essin kötüdür. Gemi ya tesadüfen yol alır amma, günün birinde de mukadder akıbeti ile karşılaşır ve mutlaka batar.”
Bu cümle sadece denizi değil, insan ömrünü de anlatır. Çünkü hayatta rüzgâr eksik olmaz; eksik olan çoğu zaman kaptandır.
Bu ifadeyi 7 yıl önce gazetedeki siyasi bir köşe yazımda da kullanmıştım. Ama bu defaki hayatın akışıyla ilgili bir düşünce yapısı için.
Tabii bu ifadeyi denizcilik bilgisi vermek için değil; insanlık hâlini anlatmak için kullanıyorum. Çünkü hayatta rüzgâr boldur. Bazen arkamızdan eser, bazen tam karşımızdan. Ama rüzgâr hiçbir zaman “suçlu” değildir. Suç, rotasızlıktadır. Kaptansızlıktadır.
Tecrübe, her dalgayı bilmek değildir. Tecrübe, bazı dalgaların insanı devirmeden önce göz kırptığını fark edebilmektir. Hayatta da öyledir. Bazı yanlışlar bağırarak gelmez; gülümseyerek yaklaşır. İnsan en çok her şey yolundayken kaptana ihtiyaç duyar, ama tam da o anlarda kaptan gereksiz görülür.
Modern zamanların en büyük yanılgısı şudur: Kaptansızlığı özgürlük sanmak. “Kimse karışmasın, rüzgâr nereye isterse oraya gidelim” düşüncesi kulağa hoş gelir. Fakat denizde bunun karşılığı romantizm değil, savrulmadır. Çünkü her rüzgâr bir yere götürmez; bazıları sadece döndürür. İnsan da bir bakar ki yıllar geçmiş, manzara değişmemiş.
Kaptan dediğimiz şey illa üniformalı biri değildir. Bazen bir büyüğün sözü, bazen yaşanmış bir hata, bazen de ağır bedeller ödeyerek kazanılmış bir iç sestir. Tecrübe dediğimiz şey kitaplardan değil, çoğu zaman su almış yerlerden gelir. Önemli olan aynı yerden iki kere su almamaktır.
Ve yine, tecrübe, dalga geldiğinde çayı dökmeden ayakta kalabilmektir. Hayatta da böyledir. Yanlış kararlar, yanlış insanlar, yanlış zamanlar… Bunlar rüzgâr gibidir; kaçınılmazdır.
Deniz, kimseye torpil geçmez. Ne hevesliyi sever, ne aceleciyi. Sadece hazırlıklıyı ciddiye alır. Hayat da öyledir. Rüzgârı suçlayan çoktur ama dümeni kim tutuyor diye soran azdır. Oysa soru basittir: Bu geminin bir rotası var mı, yoksa hâlâ şansa mı güveniyoruz?
Sonuç olarak, hayat denizinde batmamak için hava durumunu takip etmek yetmez. Haritaya bakmak, pusulayı eline almak ve arada bir köprüüstüne çıkmak gerekir. Çünkü limana varan gemiler, en hızlı gidenler değil; ne yaptığını bilenlerdir. Ve unutulmamalıdır: Tesadüfen yol almak, hayatta en çok sevilen ama en pahalı alışkanlıktır. Bugün şans yardım eder, yarın dalga omuz atar.
Ve şurası kesindir: Rüzgâr her zaman esecektir. Deniz her zaman dalgalanacaktır. Ama tecrübesiz kaptansızlık, her zaman pahalıya patlayacaktır.
Limana varan gemiler, en şanslı olanlar değil; kaptanı olanlardır.
Hayat denizinde, yanlış yön alınmaması ve batılmaması dileğiyle…
Sevgi ve saygıyla