Sorumluluk

13 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Oldum olası atasözlerini gerçekten çok dikkatle okurum, bir şeyler çıkarmaya, bir şeyler algılamaya çalışırım. Bunların içinde Çin atasözleri de çok önemli ve çok ilginç mesajlarla yüklüdür. Yeni karşılaştığım Çin atasözü işte bunlardan biri ve ben onu bugün konu olarak seçtim. İşte şimdi bu konu.

Yalnız bu satırları okumaya başlarken sizlere küçük bir uyarıda bulunmak isterim: Aşağıdaki cümleler sıradan bir öğüt değil; kendine tutulan bir aynanın karşısında durmanın cesaretini isteyen, ağır ama bir o kadar da yön gösterici bir sözün izini süreceksiniz. Çünkü bazı atasözleri vardır, okunur geçilir; bazıları ise insanın içindeki gölgeleri tek tek aydınlatır. Çinlilerin şu sözü de tam olarak böyle bir ışık taşıyor:

“Başkalarını suçlayan birinin gidecek çok yolu vardır. Kendini suçlayan biri yolu yarılamıştır. Hiç kimseyi suçlamayan biri yolu çoktan tamamlamıştır.”

Bu sözde saklı olan şey, yaşam yolculuğumuzun asıl engellerinin dışarıda değil, çoğu zaman içeride olduğuna dair kadim bir hatırlatmadır. Başkalarını suçlamak, aslında yolda yürümeye değil, yerinde debelenmeye benzer; nedenleri dışarıda arayan kişi her adımda biraz daha ağırlaşır. Çünkü suçu dışarıya attıkça sorumluluğu da elimizden düşürürüz; sorumluluğun olmadığı yerde ise değişim filizlenemez.

Oysa insan bir anlığına durup da hatanın payına kendi adını yazdığında, yolun yarısını çoktan geçmiş olur. Kendini suçlamak, bir tür iç hesaplaşma değil; bir farkındalık kapısıdır. Bu kapıyı aralayan kişi, kendi davranışlarını ve yapabileceklerini yeniden gözden geçirmeye başlar. Bir usta marangozun kırık bir bacak üzerinde durmayan sandalyeyi “odun kötüydü” diye çöpe atmak yerine, “Ben nerede yanlış kestim?” diyerek yeniden şekillendirmesi gibidir bu. Gelişimin temeli de tam burada yatar: hatanın sahibini dışarıda değil, içerde bulabilmekte.

Ve en zoru, ama en olgunu: hiç kimseyi suçlamamak. Bu, hatayı yadsımak ya da kendini hırpalamak değildir. Bu, hem dışarıya hem içeriye karşı bir tür bilgelik mesafesi kurmaktır. Olup biteni olduğu gibi kabul etmek, ortaya çıkan sonuçları bir “öğretmen” gibi karşılamak demektir. Bazen yaşananlar ne birinin kabahati ne de bizim hatamızdır; yaşamın akışı kendi payını araya koymuştur. İşte böyle anlarda suçlayacak kimse aramamak, insanın yürüyüşüne olağanüstü bir hafiflik katar. Yol zaten yürümek içindir; biz yüklerimizi bıraktıkça ayaklarımız da hızlanır, zihnimiz de.

Bu bilgelik yalnızca yetişkinlerin değil, çocukların da yolunu aydınlatacak bir pusuladır. Çünkü sorumluluğun tohumu ne kadar erken ekilirse, insanın iç dünyası da o kadar erken olgunlaşır. Bir çocuk oyunda yenildiğinde “Arkadaşım hile yaptı!” diyerek suçu dışarıda aramaya koşulluysa, ileride hayatın her tökezlemesinde başkalarını suçlamayı alışkanlık edinir. Oysa bir ebeveyn, öfkeyi yatıştırıp şöyle diyebilirse, çocuğun kader kavrayışı değişmeye başlar:

“Belki hile yaptı. Peki sen bu durumda ne öğrendin?”

Bu küçük soru, çocuğa yenilginin içinde bile bir payı ve gelişme ihtimali olduğunu gösterir.

Bir ödev geciktiğinde “Öğretmen çok zor verdi!” demek kolaydır; zor olan, ebeveynin çocuğa aynayı usulca uzatmasıdır:

“Zor olabilir… Peki sen bu görevi nasıl planlayabilirdin?”

Cezalandırmayan, yargılamayan ama sorumluluğu işaret eden bu yaklaşım, insan ruhunun yavaş ama sağlam bir şekilde büyümesini sağlar.

Çocuk şunu fark etmeye başlar: Hayatta güçlü olanlar, suçu en az yüklenenlerdir; çünkü yük ne kadar azsa yürüyüş o kadar hızlıdır.

Belki de bu yüzden, hiçbirimizi suçlamadan yürüyen kişi yolu çoktan tamamlamıştır denilir. Çünkü o kişi, yolun kendisini bir yük değil, bir öğretmen olarak görmeyi öğrenmiştir.

Ve sonuçta bu söz bize şunu fısıldar: İnsan, kendi yolunda ilerlemek istiyorsa önce parmağını değil, bakışını değiştirmelidir. Suçlamanın gölgesi adımlarımızı uzatır; farkındalık ise yolu kısaltır. Kimseyi suçlamadan yürüyebildiğimiz an, belki de gerçekten varmak istediğimiz yere varmış oluruz.

Sevgi ve saygıyla

Bu yazıyı puanlayın
Ortalama: 5.0 / 5 (2 oy)
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!