Gönül Alma

26 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

İnsan ruhunun derinliklerinde, yalnızlığın soğuk rıhtımları yerine, çokluğun sıcak limanlarına demir atmayı arzulayan çok temiz bir içgüdü yatar. Bu çekim, hayatın ilk nefesiyle başlayıp çocukluğun neşesinde filizlenir; gençliğin coşkusunda kök salar ve çalışma hayatının temposunda dallanıp budaklanır; nihayet emekliliğin dinginliğinde olgunlaşır. Tanıdıkça çoğalır, çoğaldıkça dost oluruz. Kimi ile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez, kimi ile aniden ‘senli-benli’ samimiyetin rahatlığına ereriz. Öyleleri vardır ki, dert ortağıdır, ‘kanka’ diye anılır, sırdaşımızdır, akıl hocamızdır; hayatın çetrefilli yollarında bize yön verir. Bu duygusal eylem, hayatın akışında adeta nefes almak kadar vazgeçilmez bir boyut kazanır.

İşte benim de böylesine kadim dostlarım var. Bunlardan biriyle, ailece içli dışlı olduğumuz yirmi yıla yakın bir ayrılık girmişti aramıza. Onlar, gurbetin davetine uyup yurt dışına gitmiş, sonra vatan hasretiyle geri dönmüşlerdi. Bu uzun süre zarfında irtibatımız ne yazık ki sekteye uğramış, bağlarımız bir hayli gevşemişti. Kısa süre önce, Karşıyaka’daki evimize yakın bir AVM’de gezinirken, yanımdan geçen bir hanım dikkatimi çekti. Dönüp baktığımda, o da bana bakıyordu. Yüzünde sıcak bir gülümsemeyle bana doğru gelip “Haluk’çuğum tanımadın değil mi?” demez mi? Şaşkınlık bir anlık buz kesmişti beni. Ancak hemen toparlandım, “Tanımaz olur muyum, tanımasam döner bakar mıydım?” diyerek vaziyeti idare ettim.

Evet, o yurt dışına giden sevdiğimiz saydığımız içli-dışlı olduğumuz ailenin hanımı idi. Çok kilo almış, bir de modaya uymuş yüz hatlarında da estetik uygulamalar yaptırmış. Tanıma zorluğum ondan kaynaklandı. Hemen bir yerlere oturduk, yine dertleştik ben sıkıntılarımı doyasıya anlattım, o yaşadıklarını ard arda sıraladı, birbirimizi kah teselli ettik, kah konuşmalarımızla birbirimize iltifatlar ederek gönül aldık.

Gönül alma, insanın ruhunun en narin telini titretme sanatıdır. İncinen bir ruhu onarmanın, kırılan bir bağı yeniden kuvvetlendirmenin, unutulmuşluğun tozunu silkelemenin en samimi yoludur. O an, sözlerimiz sadece bilgi alışverişi değil, aynı zamanda ruhun merhemi oldu. Birinin acısını samimiyetle dinlemek, ona değer verdiğini hissettirmek, incelikli bir sözle yüzünü güldürmek… İşte bu, ayrılığın bıraktığı boşluğu dolduran, yirmi yıllık bir hasreti bir anda silip süpüren o kadim eylemdir. Gönül almak, sadece bir özür dilemekten ibaret değildir; o, insanın diğerine uzattığı en değerli eldir, “Sen benim için önemlisin ve varlığın değerlidir” demenin en derin ve en insancıl ifadesidir. Dostluğun kalıcı mühürüdür ve bu mühür, hayatın en değerli hazinesidir.

Gönül dostlarının gönlünü almak, zerafetin, inceliğin, hassasiyetin en halis eylemidir, Allah bu duygudan uzak tutmasın.

Sevgi ve saygıyla

Bu yazıyı puanlayın
Ortalama: 5.0 / 5 (2 oy)
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!