Gerçeğin Yarası, Kalbin Şifasıdır!

3 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

İnsan bazen bir söz işitir ve o an içinden bir şeylerin koptuğunu sanır. Söz, kulağına değdiği anda yüreğinde bir sızı başlar; sanki görünmez bir el, kalbin derinliklerine dokunmuştur. Oysa o söz ne bir saldırıdır ne de kırmak için söylenmiştir. Sadece hakikatin sesidir, bazen tokat gibi iner insana; çünkü insan, yıllardır kaçtığı gerçekle ilk defa orada yüzleşir.

Kimi sözler incitmek için değil, uyandırmak için söylenir. Ve uyanmak, her zaman nazikçe olmaz. Belki de bu yüzden doğru söz, önce yaralar; fakat bilgelik tam da o yaranın içinde filizlenir. Bir zamanlar bilge bir adama sormuşlar: “İnsan neden hakikatten korkar?” Adam gülümseyip cevap vermiş: “Çünkü hakikat, insanın içindeki putları yıkar.” Bu putlar bazen gururdur, bazen çıkar, bazen de kendimize itiraf etmekten korktuğumuz zayıflıklarımızdır.

Hakikat, önce o putlara dokunur; dokunduğu yerde bir sızı başlar. Ama unutulmamalıdır ki, yıkılan her put, yerine kurulan hakiki benliğe yer açar. Ve gerçek benlik hafiftir; çünkü yalanı taşımak ağırdır, hakikati taşımak değil, hakikatin taşıdığı insan olmaktır asıl özgürlük. Mesela, bir dost şöyle dese: “Sen iyi bir insansın ama yanlış yoldasın.” Bu söz belki gururu yaralar, belki içte öfke uyandırır.

Ama aradan zaman geçer, hayatın aynaları önüne tek tek düşer. O zaman anlaşılır ki o söz, kırmak için değil, bireyi kendisine kavuşturmak için söylenmiştir. Zira dost, menfaat sunan değil, hakikati gösterendir. Gölgeyi güneş sanan çok olur; ama gerçek dost, gölge değil ışık gösterendir. O ışığa bakmak gözü alsa da, sonunda yol mutlaka bulunur.

Tasavvuf ehli der ki: “Hakikat, önce ateş getirir; sonra nur olur.” Kulağa ağır gelen söz, aslında kalpte nurun ilk kıvılcımıdır. O sözle insan kendine dönmeye başlar; çünkü hakikat dokunduğu her kalpte bir çağrı başlatır: “Artık taşıma yalanı, bırak yükünü ve gerçeğe teslim ol.” Teslimiyet acizlik değil, asıl kudrete yöneliştir.

Hakikate teslim olan, artık dünyayı değil, içindeki hakikati taşır. Ve hakikati taşıyan yüreğin yükü hafiftir, çünkü içi doludur. İnsan gerçeği inkâr ettikçe ağırlaşır, hakikate yaklaştıkça hafifler. Bu yüzden doğru söz, kulağa ağır gelse de, kalbe düştüğünde hayatı hafifletir. Sözün darbesi geçer, ama bıraktığı şifa kalıcıdır.

İster bir dervişin duasında işitilsin, ister bir annenin nasihatinde, ister bir dostun siteminde; hakikat daima yarayı gösterir ki şifa bulunsun. Çünkü gizlenen yara, iltihap toplar; açılan yara iyileşmeye başlar. Ve şunu unutmamalıdır: Sözden korkma, sussan da hakikat susmaz. Gerçeğin yankısı bazen bir cümlede gizlidir.

O cümle seni incitmek için değil, içindeki yükü hafifletmek için gelir. Hakikatten kaçan yolunu kaybeder; hakikate yaklaşan kendini bulur. Gerçeğin yarası acıtır, ama o yara kalbin şifa kapısıdır.

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!