Ufkun ötesinde!

3 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Hayaller, insan ruhunun görünmeyen kanatlarıdır. Kimisi onları sadece rüya sanır, kimisi ise yaşamın pusulası. Bu yazımızda, hayal kurmanın gücünü, hayallerin yön verici ve gerçekleşen yüzlerini, hatta hayalsizliğin sessiz tehlikesini ele almayı düşündüm. Aralara serpiştirilmiş kısa diyaloglar ve kıssadan hisse öyküleriyle, okuyucuyu hem düşündürecek hem de ilham alacak.

“Ufkun Ötesinde”, sizi kendi hayal aleminize doğru kısa ama derin bir yolculuğa davet ediyorum. Hayallerle yaşamak, insanı ayakta tutan görünmez bir sırdır. Kimileri hayali boş bir rüya sanır; oysa hayal, ruhun yol haritasıdır. Hayal kurmayan bir insan, karanlık bir odada yönünü bulmaya çalışan yolcu gibidir; nereye gideceğini bilemez.

Hayal, ona ışık yakar. Bir gün bir sohbet sırasında biri dedi ki: — Hayal mi? Hayalden ekmek mi çıkıyor? Boş iş bunlar. Diğeri gülümsedi ve şöyle cevap verdi: — Ekmek tarladan çıkar, ama tarlayı sürmeye seni götüren şey hayaldir. Hayal olmazsa insan toprağı bile görmez. Bir başkası itiraz etti: — Hayaller çok tehlikeli, insanı kandırır.

Bunun üzerine bir bilge kişi şöyle dedi: — Hayal tehlikeli değildir, hayalsizliktir asıl tehlike. Çünkü hayalsiz insan bir gölgedir; nereye gideceğini bilmeden savrulur. Sonra bir genç söz aldı: — Ama hayaller çoğu zaman gerçekleşmiyor, o zaman ne faydası var? Bilge gencin omzuna dokundu ve dedi ki: — Her hayal gerçekleşmez evlat; ama her hayal yön verir.

Sen gökyüzündeki yıldızlara asla ulaşamazsın, ama yıldızlara bakarak yolunu bulursun. Hayal alemi, insanın en sessiz ama en gürültülü dünyasıdır. Sessizdir, çünkü başkası duymaz; gürültülüdür, çünkü sahibinin içini çalkalar. Kimi hayaller gerçeğe dönüşür: Çalışkan bir öğrencinin hayali doktor olmaktır, sabreden bir sanatçının hayali eseriyle anılmaktır.

Bunlar, emekle birleştiğinde gerçekleşen hayallerdir. Kimi hayallerse yön verir: Belki hiçbir zaman yıldızlara dokunamayız, ama yıldızlara bakarak yürüdüğümüzde yolumuzu kaybetmeyiz. İşte bu yüzden, hayaller yalnızca “olacak” olanı değil, “olmamız gerekeni” de işaret eder. Derler ki: “Hayal, geleceğin elbisesidir; bugünden dikilir, yarın giyilir.” Bir başka sözde ise: “İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.” Çünkü hayalsiz hayat, rüzgarsız denize benzer; dalga yoksa ilerleme de yoktur.

Elbette hayallerin de bir adabı vardır. Çok küçük hayaller insanı sıradanlığa hapseder, çok büyük hayaller ise cesaretle birleşmezse hayal kırıklığına dönüşür. Asıl marifet, hayali kurmakla kalmayıp onu emekle yoğurmaktır. Hayali olmayan kişi, yolun ortasında kalır; hayalini gerçekleştirmek için gayret göstermeyen kişi ise yolun başında takılır.

Hayal alemini küçümseyenlere küçük bir kıssa anlatalım: Bir zamanlar köyün birinde bir çocuk gökyüzüne bakıp, “Ben bu bulutlara dokunacağım,” dermiş. Etrafındakiler gülermiş: “Çocuğun aklı bulutlarda kaldı.” Yıllar geçmiş, o çocuk büyümüş, dağlara tırmanmış, zirvelere ulaşmış. Bir gün köylüler onun başardıklarını görmüş ve hayretle şöyle demişler: “Meğer bulutlara en çok o dokundu.” İşte kıssadan hisse: İnsan, hayalini küçümsememeli; çünkü bugün imkansız görünen, yarının gerçeği olabilir.

Son sözü de şiir tadında söyleyelim: Hayal kur ki yolun olsun, Gayret et ki menzilin olsun. Hayal, göğe açılan kapıdır; Anahtarı ise sabır ve inançtır. Ve değerli dostların kulaklarına fısıldayayım: Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin. Kurduğunuz hayalleri sadece seyretmeyin; onlara emek de verin, kanat takın.

Bazı hayaller sizi hedefe ulaştırır, bazıları ise yönünüzü tayin edecektir. Şunu bilmelisiniz ki; ister gerçekleşsin, ister sadece yol göstersin; hayallerin olmadığı yerde umut da, ilerleyiş de olmaz. Sizler hayallerinizi büyütün ki ufkunuz da büyüsün. Sevgiler, saygılar.

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!