Düşünce – Hayat Bağlantısı
Bu yazıyı paylaş:
Ömür diye nitelendirdiğimiz hayatın, düşünce yapısı ile o kadar bağlantısı var ki, şu güzel sözlere bakınca fazla yorulmadan anlıyor insan:
• Düşünce kaderin gizli kalemidir; nasıl yazarsan öyle yaşarsın.” • “Hayat, dışarıda değil; insanın zihninde başlar.” • “İyi düşünen, zorluklardan yol; kötü düşünen, yollardan duvar yapar.” • “Zihnini kirletme, çünkü kirli bir düşünce en parlak günü bile karartır.” • “Bir insanın gerçek serveti, zihninin berraklığıdır.” • “Hayatın tadı, düşüncenin renginden doğar.” • “İç dünyasını düzenleyen, dış dünyasında huzuru bulur.” • “Düşüncenin kalitesi, ömrün kalitesini tayin eder.” Anlaşıldı, değil mi?
Şimdi bizler de düşüncelerimizi birlikte dile getirelim: İnsanın hayatını biçimlendiren en derin kudret, sahip olduğu düşüncelerin niteliğidir. Çünkü dünya, önce zihnimizde şekillenir, sonra ellerimizde cisim bulur. Kimi zaman bir bakış açısı, hayatı cennet bahçesine dönüştürürken, kimi zaman aynı hayatı zindana çevirebilir.
Yaşadığımız olaylar, karşılaştığımız insanlar, uğradığımız kayıplar ya da kazançlar, dışarıdan bakıldığında aynı olabilir; fakat onları yorumlayışımız, onlara verdiğimiz anlam, asıl yaşamımızı belirler. İyi düşünen insan, zorlukların içinden yol bulur. O, engelleri sadece taş değil, aynı zamanda birer basamak olarak görür.
Kötü düşünen ise, en ufak aksilikte karanlığa gömülür; bir diken görür ve bütün bahçeyi zehir sanır. Hayatın kalitesi, bize verilenden değil, bizim verdiğimiz tepkiden doğar. Bir bardak suya bakarken kimisi eksik yarısını görüp şikâyet eder, kimisi dolu yarısıyla şükreder. İşte o küçük bakış farkı, bütün bir ömrün ağırlığını belirler.
Bir bilgeye sormuşlar: “Mutluluk nedir?” O da cevap vermiş: “Bir düşünceyi seçebilme kudreti…” Çünkü düşünce seçimimiz, duygularımızı belirler; duygularımız davranışlarımızı, davranışlarımız da yazgımızı. Zincirin ilk halkasını doğru kuran, sonunu da doğruya bağlar. İnsanın zihni, her gün kendi evini inşa eden bir mimar gibidir.
Kötü düşüncelerle örülen duvarların penceresi olmaz; içeriye ışık girmez. Oysa berrak, temiz, asil düşüncelerle yükseltilen yapının her yanı aydınlıktır; içinden huzur taşar, çevresine ferahlık yayar. Bir insanın yüzündeki çizgiler, zamanla düşüncelerinin izlerini taşır. Umutla bakanın gözlerinde parıltı vardır; karamsarlığa esir düşenin bakışında ise donukluk… Eski bir Çin öğüdü der ki: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” Fakat bin yıl sonrasını düşünüyorsan, insanın düşünce kalitesini yücelt.
Çünkü iyi düşünmeyi öğrenmiş insan, her şartta yeniden filiz verir. Hayatın kalitesini belirleyen şey servet değil, makam değil, şöhret değildir. Bunların hepsi gelip geçer. Kalıcı olan, zihnimizin içinde kurduğumuz düzen ve onun doğurduğu içsel huzurdur. Çünkü dış dünya her zaman kontrolümüz altında değildir; fakat düşüncelerimizi seçme hakkı her daim bizdedir.
Bir fırtına, dışarıda ağaçları devirebilir, denizleri kabartabilir; ama o fırtınanın içimize ne kadar gireceğine biz karar veririz. Düşünce, kaderin görünmez mimarıdır. Kötüye yorduğumuzda kendi elimizle prangalar öreriz; iyiye yorduğumuzda özgürlük kapıları açarız. İnsan, zihninin efendisi oldukça yaşamının da efendisi olur.
İyimserlik, hayale kapılmak değil, gerçeği umutla yoğurabilmektir. Karamsarlık ise gerçeklerden kaçış değil, onları zehirli bir perdeyle örtmektir. Hangisini seçtiğimiz, hayatımızın bütün tadını ve rengini belirler. Bir gün Mevlana’ya, “Dünya nedir?” diye sordular. Şöyle dedi: “Sen neyi düşünüyorsan, işte odur.” Dünya, dışımızda değil içimizdedir.
Çiçekle bakan çiçek, dikenle bakan dikendir. Bu yüzden insanın en büyük görevi, önce zihnini temizlemek, sonra da onu güzellikle beslemektir. Çünkü hayat, dışarıda değil, içeride başlar. Ve nihayet… İnsan ne düşünürse odur; neye bakarsa oraya yürür; neyi büyütürse onun içinde kaybolur. O halde düşüncelerimizi güzellikten yana seçelim; zira düşüncenin kalitesi, hayatın kalitesini tayin eder.
“Bir damla suyun berraklığı, bütün okyanusu temizleyemez; ama bir damla kir, koskoca suyu bulandırır. O yüzden zihni kirletme, berrak kal; çünkü berrak bir zihin, berrak bir ömür getirir.”