İçsel Çağrı
Bu yazıyı paylaş:
3 Şubat 2015 ‘te gecenin bir vakti, başucumdan eksik etmediğim not defterimle, kalemimi aldım ve sizlere de altta sunacağım “ Dinle” adını verdiğim şiiri yazdım. “ Duyguların esiri olma! Dinle vicdanın sesini, Rabbin ilhamıdır; Duyulmaz, hissettirir kendini. Düşme gaflet içine, kalp gözün açık olsun, Yüce Allah’ın İlhamıdır, yanılmaz o irade.
Şuur bahşedilmiş, muktedir ol kendi benliğine, Çekme sonraları Telafisiz vicdan azabı.” Bu duyguların içeriğinin,ilham ve irade üzerine içsel çağrı niteliği taşıdığını ifade etmeliyim. Kast etmiş olduğum ise; insanın içsel yönelişini doğrultacak ilahi sezgilerdir Buna dair görüşlerimi de yazımın bütünlüğünde sınmaktayım.
İnsanın içinde, kimsenin duymadığı ama herkesin hissettiği bir ses vardır: vicdan. O ses, ne kadar bastırılmaya çalışılsa da varlığını unutturmaz. Zaman gelir, bir suskunlukta ya da bir pişmanlığın tam ortasında kendini hatırlatır. Vicdan, insanın en sahici pusulasıdır. Akıl hesap yapar, nefis yönlendirir, arzular kandırır; ama vicdan yalnızca hakikati fısıldar.
Onu dinlemek cesaret ister. Çünkü vicdan, kolay olanı değil, doğru olanı işaret eder. Hayat, gafletin sisleriyle örülü bir yol gibidir; yolun kenarında nice tuzak, nice dikkat dağıtıcı vardır. İlahi ilham, işte o sisin arasından insana ışık düşürür. Bir kıvılcım gibi, bir uyarı gibi… Onu görmezden gelen, telafisi olmayan pişmanlıklara sürüklenir.
İrade, insana bahşedilmiş en büyük emanettir. Onu vicdanın rehberliğinde kullanabilen kişi, nefsin zincirlerini kırar, ruhunun özgürlüğünü bulur. Çünkü hakikatte özgürlük; canının istediğini yapmak değil, vicdanının işaret ettiği doğruyu seçebilmektir. Her insanın içinde, Rabbinden gelen bir çağrı vardır.
O çağrıya kulak veren, yolda kaybolmaz. Asıl mesele, o sessiz çığlığı duymayı göze almaktır. Dinle kalbini, İçindeki ışık seni aldatmaz. Vicdanın fısıldadığı yoldan yürü, Çünkü dinlemez isen sonrası telafisiz pişmanlıklar, Bu pişmanlık ise; unutma ki, hep duyulmamış seslerin ardından gelir.
Sevgi ve saygılar