Tatlı ve Acı
Bu yazıyı paylaş:
Bugünkü sohbetimizin iki ucu olacak; birincisi tatlı, ikincisi ise tatsız, daha doğrusu acı. Zaten, canlılar için, özellikle insanlar için, yaşam süresi dediğimiz iki uç arasındaki durumda böyle tatlılı ve acılı bir süreç değil midir? Ne güzel bir tariftir; bebek dünyaya geldiğinde herkesi sevindir, güldürür, neşelendirir, bu yaşamın tatlı tarafı olur.
Ebedi aleme giderken ise, herkesi üzer, ağlatır işte bu da yaşamın acı tarafını ifade eder. Doğan bebeğin çok rahat olduğu, anne karnından ayrılması ile başlayan ağlaması ilmi olarak elbette oksijenle direkt tanışması, nefes alabilmesi ve de ciğerlerinin açılması ise de, işin mistik ve mucizevi yanı; bir tepki olarak, o güzel sıkıntısız ortamdan, yaşam sürecini tamamlayacağı yolculuğun içindeki sıkıntıları, zorlukları hissetmenin tepkisi ve bir nevi güç sağlamaya matuf direnişin ortaya konulması olarak değerlendirilmektedir.
Bu da bebek için için hayatın acı tarafıdır. Yani alıştıra alıştıra, hazmettirerek ve şok etkisi yaratmamak için eskimiş sözle mukaddemeyi ( girişi) uzun tuttum, lafın kısası anlatacaklarım yaşam ve ölüm üzerine! Yaş ilerledikçe sohbetlerde, daha fazla mutluluk ve daha da fazla ölüm konuşulur olur. Nedeni daha fazla çevren edinmekten, daha fazla birey tanımaktan Böyle olunca da yatkınlıkları da acıları da daha dazla duyulur İşte bunun içindir ki; Yaşam ve Ölüm uçları arasında bir de Yaş olgusu bulunmakta Bu üçgen bağlantıları çok farklı şekilde ifade ediliyor. Örneğin, yaşam süreci içinde yaş ve ölüm arasındaki denge, yaşamın doğal bir döngüsü olarak kabul ediliyor ve yaşamın her anında bu üçlünün birbirlerini tamamladığı belirtiliyor.
Ama Yaşam başlı başına bir öğrenme süreci olarak değerlendiriliyor Yaşamın kıymetini bilmek ve yaşarken ölümün kaçınılmazlığını kabul etmek bu üçgenin bağlantısını ifade ediyor Ölümün kaçınılmazlığını kabul ederek yaşamak, insanlara yaşamın değerini ve önemini daha iyi anlama fırsatı sunuyor. Bu bilinçle hareket eden bireyin hayatını daha anlamlı, amaçlı ve değerli bir şekilde harcama eğiliminde olduğu belirlemiş.
Şayet bir kişi ölümü göz önünde bulundurarak yaşıyorsa, sevdikleriyle daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmaya odaklanıyormuş. Böylece yaşamının değerini de artırabilme şansını yakalıyormuş.. Değerli Anılar Biriktirebilmeye çaba gösteriyormuş Önemli anıları ve deneyimleri paylaşmak gerçekten hayatı daha dolu yaşamanın yolunu bulabiliyormuş.
Hep biliyoruz ve hep söyleriz “ Hayat kısadır “ diye. Ve şu güzel ifadeye de dokundurma yapılmıştır Sonu olmayan bir yoldur hayat diye. İnsan ömrü süresince önüne ne zaman neyin çıkacağını bilemiyor, Yaşam bazen bir şeyler alıp götürüyor, tutamıyorsun!.. Bazen de hayatın getirdiklerinden kaçmak istiyorsun ama kaçamıyorsun.
Böyledir hayat, bir türlü anlayamazsın …ve gerçek vardır: acıyı tatmadan mutluluğu da maalesef bulamıyorsun! Hayatın doğasında acı ve tatlı anılar birlikte yer alıyor. Bu ikisini birlikte yaşamak insanın hayatı tam anlamıyla deneyimlenmesini sağlıyor. Mutlu bir yaşam sürmek için acı anılardan tamamen kaçınmanın mümkün olmadığını kabul etmek gerekiyor.
1902'den 1906'ya kadar her yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne ve 1901, 1902 ve 1909 yıllarında Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterile Ünlü Rus yazar ve asker, tüm zamanların en büyük ve en etkili kalemi olan olan Lev Nikolayeviç Tolstoy “ Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.” Demiş… Evet, gerçekten yaşamın kıymetini bilmek ve yaşarken ölümün kaçınılmazlığını kabul etmek de bu üçgenin bağlantısını ifade edebilir.
Ölümün kaçınılmazlığını kabul ederek yaşamak, insanlara yaşamın değerini ve önemini daha iyi anlama fırsatı sunduğunu akıldan çıkarılmamalı Bu bilinçle hareket eden biri, hayatını daha anlamlı, amaçlı ve değerli bir şekilde harcama eğiliminde olur. Bir kişi ölümü göz önünde bulundurarak yaşıyorsa şu prensiplere odaklanıyor demektir: Anlamlı Bağlantı Kurmaya gayret gösteriyordur.
Sevdikleriyle daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmaya odaklanmaktadır Böylece yaşam değerini de artırabilme şansını yakalamaya çalışmaktadır. Değerli Anılar Biriktirebilmeye çaba gösterecektedir,. Bireyin önemli anıları ve deneyimleri paylaşması, gerçekten hayatı daha dolu yaşamanın yolunu bulmuş anlamındadır., Kişisel gelişime yatırım yapılabilmeyi de becerebilmiş demektir.
İnsan kendisini geliştirmek için zaman ayırmalı, zihinsel ve ruhsal açıdan tazeliği ve zenginliğini bu uygulama ile sağlayabilmelidir. Sevgi ve İyilik Yaymak da çok önemlidir: Başkalarına yardım etmek ve sevgi dolu davranışlar sergilemek m yaşamın anlamını da artırıcı etkenlerdendir. Bu seçenek ayni zamanda atiye iz bırakmanın da güzel bir yoludur.
Anın Tadını Çıkarmak katiyen ihmal edilmemelidir. Şu anda olup bitenlerin tadını çıkarmak ve şükretmek yaşamı daha fazla değerlendirmenin önemli bir yoludur. Ayrıca sosyalleşmek, apolitik yapıda bulunmamak günlük olaylara ilgisiz kalmamak dostluk ve sevgi bağlarını koparmamak ölüm gerçeğini kabul ederek anlamlı bir yaşam sürdürmeye yönelik bir rehberlik sağlanabilmelidir.
Son olarak, bize üç şey çok şey öğretici niteliktedir. Hep söylenir: 1.si Hastane 2. si Hapishane 3. sü ise Mezarlık. Hastanede, hiçbir şeyin sağlıktan daha önemli olmadığı anlaşılır, Hapishanede ise özgürlüğün ne denli değerli olduğu görülür, Mezarlıklarda da, hayatta canınızı sıkan hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi olmadığı mı anlaşılıyor acaba?
Hakikaten hayatta iken üstünde yürünen kara toprağın, ebedi aleme göç edişte, yatılan mekanın çatısı, yorganı olacağı hiç akıldan geçmez. Halbuki asıl gerçek tamı tamamına odur Herkese sağlıklı uzun ömür ve de diğer ayağı olan ölümün de hayırlısı demek en hayırlısı, Ağzınızın tadı bozulmasın.
Sevgiler saygılar