Sabır
Bu yazıyı paylaş:
Ne güzel bir ifadedir “Sabreden Derviş Muradına Ermiş “ belki asırlardır tekrarlanıp durulmuş. lnsanoğlunun sahip olabileceği en muhteşem özelliklerden biri durumuna gelmiş oturmuş. Türk Kültürünün de en değerli erdemlerinden biri olmuş. Sabır, zorluklar, sıkıntılar, gecikmeler veya engeller karşısında metanetli, dayanıklı ve tahammüllü olma duygusudur.
Beklentilerin hemen gerçekleşmemesi durumunda bile sakin kalabilme, aceleci davranmama ve olumsuz davranışlara kapılmama yeteneğidir. Evet, yanlış duymadınız bu gerçekten zor fakat güçlü bir yetenektir. Çünkü bu, doğuştan gelen bir özellik olmanın ötesinde, geliştirilebilen ve pratikle güçlenebilen bir beceridir.
Tıpkı bir enstrüman çalma veya yeni bir dil öğrenmeyi pratik ederek geliştirme gibi, sabrı da deneyimler ve farkındalıkla geliştirebilme imkanı olan esnek bir yapıdır. Sabır pasif bir bekleyişten ziyade, aktif bir çaba, irade gücü ve olgunluk göstergesidir. Bir amaca ulaşmak için sürekli ve istikrarlı bir şekilde çalışırken karşılaşılan zorluklara direnme halidir.
Bu tanım, sabrın sadece pasif bir bekleyiş değil, aynı zamanda aktif bir zihinsel ve duygusal kontrol mekanizması olduğunu da açıkça ifade etmektedir Bunun içindir ki sabırla ilgili bizim kültürümüzde de yer etmiş derin anlamlı öz sözler vardır Bumlar günümüze kadar tekrarlana tekrarlana gelmiştir "Sabır Acı Olsa da Meyvesi Tatlıdır.", "Sabrın Sonu Selamettir.", "Sabreyle işine, hayır gelsin başına" gibi çok sayıda tarihin derinliklerinden gelip günümüze kadar ulaşan bir ölçüde ikaz, bir ölçüde nasihat, bir ölçüde uyarı bulunmaktadır.
İnsan oğlunun yaradılışında, bir çabukluk, işi, çalışmayı, onu, bunu hemencecik bitiriverme gibi teşbihte hata olmaz; içgüdüsel acelecilik şeklinde bir inatçı, ya da itici güç bulunmaktadır.. Bu duygunun yararlı freni de sabırdır, sabretmektir. Sabretmek, bir ilaç gibidir, hem bireysel hem de toplumsal yaşamda pek çok fayda sağlamaktadır.
Ruh Sağlığı ve İç Huzur: Sabır, stres ve öfke gibi olumsuz duyguların azalmasına da katkısı bulunmaktadır. Kişi, olaylar karşısında daha sakin kalarak iç huzurunu koruyabilir ve ruhsal dengeyi sağlayabilir. Bununla ilgili çok çarpıcı kanıtlar da vardır. Acelecilik ve iş bitirmeden, söz söylemeye kadar hemen her konuda “ Biraz sabret “ sözi ile karşılaşılır.
İki anımı anlatarak konuyu açıklamak isterim. Çok yakın arkadaşım vatanş görevini tamamladı evine dönüş yaptı. Hayatında yeni bir dönem başlıyacaktı ve o bunun heyecanı içindeydi. Ben de yardımcı oldum, sağa sola becerilerini, deneyimlerini, eğitim durumunu, iş tecrübesini ve benzeri gibi hayatın özetini ihtiva eden bilgilerle donattığımız CV ‘sini her yere ulaştırdık.
Bekle Allah, bekle nafile bir tık yok. Fevkalade derin üzüntüye düştü. Artık teselli edecek söz de bulamaz olduk, o da zaten bizleri dinlemez oldu. Sabret diyoruz, Allah nasıl olsa rıskını verir diyoruz, faydası olmadı, hastalandı yatağa da düştü. Aradan zaman geçti, kesin süreyi hatırlayamıyorum ama yaklaşık iki ay gibi..
Bir de baktık, çok ama gerçekten çok önemli bir kuruştan özel olarak görüşme yapılmak üzere davet mektubu gelmiş. O hasta insan nasıl ayağa kalktı, nasıl bir güç geldi anlatılamaz. O güne kadar sabredememişti, o an, 2 gün sonraki saat 14.00’deki randevuyu dahi bekleyecek sabrı gösteremiyordu. Neyse, görüşmeye gitti, biz ondan daha fazla heyecanla sonucu beklemeye başladık.
Nihayet geldi yüzü asıktı. Durumu anladık. Sağlık olsun, falan, filan diyerek yina teselli enjelte etmeye çalışmaya başladık. Bir de baktık seninki kahkahadan boğulma krizine kapıldı.. Şaştık kaldık, biraz da korktuk. Afedersiniz, “Kafayı yedin “ galiba dedik. Buzlu su, tuzlu ayran,artık kimin aklına kendine göre iyileştirici alternatif tıp yedekleri varsa onu verneye başladık.
Maşallah iştahı da açılmış hepsini bir güzel yedi. Ve hakikaten durumu birden dizeldi. “ Ben şaka yaptım, yarın Ankara’ya gidiyorum işe başlıyacağım “ demez mi? Bu defa bizler şoka girdik.Zavallı annesi de düştü bayıldı. Bu defa onu da buzlu limonata ile iyileştirdiler. İşi, çalışacağı yeri bize söylemedi..
Ama çalışmaya başladı, kısa sürede de çok iyi bir yere geldi. Söyleyeceğim o ki; zaman sabırla her şeyin ilacı. İşe de girilir, borçlar da ödenir, zararlar da kapanır, para da kazanılır, yuvada kurulur. yeter ki sabretmeyi. Bilmeli, yeter ki sağlığı bozmamalı. İkinci anlatacığım olay ise, çok çarpıcı bir gerçek.
Her şeyin sonu hayra çıkar denir ya işte öyle bi şey. Doğudan göç etmişler yeni evli bir çift. Söylemeye gerek yok, ekmek paradı için karı koca çalışıyorlar. Evliliklerinden sonra 3-5 yıl geçmiş, çok arzulamalarına rağmen bir türlü çocuk sahibi de olamamışlar. Bu yüzden çanları çok sıkılıyor ama, daha büyük sıkıntıları daha başka.
Doğu’nun kötü geleneği kıza baskı” artıyor “ Ya doğur, ya da kuma göndereceğiz kaderine razı ol” baskısı sıklaşıyor, Halbuki, oğlanın da böylesine bir isteği yok, Ama terbiye, aileye boyun eğme mecburiyeti sesi soluğu kesilmiş gariban bşr durumda, o da çaresiz. Evde huzur kalmamış.yapacak sanki başka işleri yok, bi köleye biri, diğer köşeye öteki oturp ağlaşıp dururlarmış, belki çözüm olur diye.
Artık hiçbir tarafın sabretmeye günleri kalmadıkları bir an, karşılarına iyi yürekli bir tıp duayeni çıkıyor. Ve onların bir tüp bebek sahibi olmalarını sağlıyor. Hikaye burada bitmiyor. Daha sonra zorla yürüttükleri sabırlı bekleyişin mükafatı olacak 2 şer yıl aralı normal doğumla 2 çoçuk sahibi daha oluyorlar Unutmamalıdır ki; Acelecilik ve sabırsızlık genellikle hayal kırıklığı ve mutsuzluk getirmektedir.
Hatta bu yüzden durgunluk içinde hayattan bezmiş insanlar vardır. Büyük hedeflere ulaşmak genellikle zaman, çaba ve azim gerektirir. Bunlardan anında sonuç beklemek yerine, sabırla çalışmaya devam etmek, başarısızlıklar karşısında pes etmemek, sonunda istenilen sonuca ulaşma olasılığı her zaman mevcuttur.
Bir öğrencinin ders çalışması, bir sporcunun antrenman yapması veya bir girişimcinin işini büyütmesi sabır gerektiren süreçlerdir. İnsan ilişkilerinde anlayış, hoşgörü ve empati için sabır çok önemlidir. Bilinmelidir ki; başkalarının kusurlarına veya farklılıklarına karşı sabırlı olmak, iletişimdeki yanlış anlaşılmaları azaltır ve ilişkileri daha sağlam hale getirir.
Belki farkında değiliz ama, özellikle aile ve arkadaşlık ilişkilerinde de sabır, bağları derinleştirir. Zorlu durumlar karşısında sabırlı olmak, aceleci kararlar almayı engelleyicidir. Bu da kişinin durumunu daha detaylı analiz etmesine, farklı çözüm yolları düşünmesine ve daha mantıklı adımlar atmasına imkan verir.
Yukarıda sabır yetenektir diye güzel bir kelime kullanmıştım evet, sabır, doğru zamanda doğru kararı verebilme yeteneğinin de itici gücüdür. Bireyin karakterini olgunlaştırır. Zorluklar karşısında dayanıklılık göstermek, kişinin kendi sınırlarını ve potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur. Her sabır gerektiren deneyim, bireye yeni bir şeyler öğretir ve onu daha bilge yapar.
Sabırlı insanlar, anlık olumsuzluklara takılıp kalmak yerine, uzun vadeli faydaları ve gelecekteki potansiyel güzellikleri görebilirler. Bu da onlara daha pozitif bir yaşam perspektifi kazandırır ve umutlarını canlı tutmalarını sağlar. Sonuç olarak, sabır, yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan zorluklarla başa çıkma ve hedeflere ulaşma konusunda bize güç veren temel bir erdemdir.
Hayatın inişleri ve çıkışları karşısında duruşumuzu belirleyen, bizi daha iyi bir insan yapan önemli bir özelliktir. Bu özelliğin, çıkmazlarınızı, beklentilerinizi çözmede yardımcı olmasını, sizlerin de dimdik ayakta sağlıkla kalmanızı diliyorum
Sevgi ve Saygıyla.