Geçmişten Pişmanlık Duymak!
Bu yazıyı paylaş:
Hep söylenir; “ Hayat kısa. hayatın tadını çıkarın, anı yaşayın” Cevap olarak:, “ Akıl vermek kolay. Onu gel de bir bana sor “denilir Çok doğru, anı yaşayalım, iyi güzel de, geçmişin pişmanlıklarını, yaşanılan dönemin sıkıntılarını, geleceğin kaygılarını ne yapacağız? Bunlar kara tahta üzerindeki beyaz tebeşir çizgisi değil ki, keceyle silip, ortadan kaldırı verelim.
Onları kafamızdan silmeden anı nasıl yaşayıp keyif alalım? Elbette, geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları ve günlük sıkıntılar varken anı rahatça ve keyiflice yaşamak zorlayıcı görünebilir. Ancak bu, imkansız olduğu anlamına gelmez. Çok zor, ama insanoğlunun varoluş temellerinde zorlukların üstesinden gelme gibi bir yetenek olduğu da unutulmamalıdır.
İşte bu yeteneğin varlığının farkına varılıp, kullanılabilinirse düğüm çorap ipliği düğümü gibi çözülür. Nasıl mı? Öncelikle şunu bilmemiz gerekir: başlangıçtaki ve sonraki problemlerin yani pişmanlık ve kaygıların bizi esir almasına izin vermemiz gerekir. Onları yönetmeye, dönüştürmeye ve etkilerini azaltmaya gayret etmeliyiz Pişmanlıklar, geçmişte yapılan ya da yapılamayanlardan dolayı hissedilen olumsuz duygular değil midir?
O halde bunları kabullenerek, üzüntünün kaygının yerine, bir tecrübe veya ders olarak kabullenerek affedicilikle yaklaşmak önemlidir. Böylece kazanılan değer, hayatın akışında bir rehber olma niteliğini taşıyacaktır Geçmişin değiştiremeyeceği akıldan çıkarılmamalıdır, ancak belirttiğimiz gibi ondan aldığınız derslerle geleceğin şekillendirilmesinde kullanımayı becermelidir Gelecek kaygıları genellikle belirsizlikten doğmaktadır Küçük adımlarla hedefler belirlemek ve olası senaryolara hazırlıklı olmak kaygıları büyük ölçüde azaltır Şu uyarıyı da yapmalıyız ki; her şeyin kontrol edilemeyeceğini bilerek,bazen işin akışına bırakılabileceği de kabul edilmelidir.
Günlük sıkıntılara fazla takılmak da doğru bşr tutum değildir. Neticede herkesin yaşadığını yaşamak bir mecburiyetin gereğidir gözde büyütmek yerine, onları çözebilecek adımlar atılması denenmelidir. Çözülemeyecek olanları ise, ucunda ölüm yoksa kabul etmekten de başka çare yoktur Uzmankar; böylesine durumlar için, yoğun ve stresli anlarda kısa molalar vermenin, zihnini tazeleyebildiğini ifade etmektedirler.
Nefes egzersizi, kısa bir yürüyüş veya sevdiğiniz bir müziği dinleme, bir topluk içinde bulunma gibi durumlar fark ortaya çıkarabileceğini söylemekteler. Bazen günlük sıkıntılar o kadar büyüyebilir ki tek başa altından kalkmak zor olabilir Güvenilen biriyleb konuşmak, aile üyelerinden yardım istemek veya bir uzmandan (psikolog gibi) destek almak gereli olabilir, çekinmeden uygun olan seçilip gereği yerine getirilmelidir.
Keke sıkıntılar olmasa da doya doya her daim Anı yaşaya bilsek Gün içinde küçükte olsa iyi gelen şeyleri fark etmeye çalışmak dahi anın keyfidir. Bir fincan kahvenin tadı, güneşin teninizdeki sıcaklığı ya da imbatın hafif ve tatlı teni okşaması sevilen bir müziğin ritmi anın ilacıdır. Zamanın nasıl geçtiğini anlaşılamayan aktiviteler, Hobiler, spor, sanat veya herhangi bir yaratıcı uğraş, zihnini geçmişten ve gelecekten tamamen uzaklaştırarak ana odaklanmayı sağlar.
Sahip olunulan, takdir edilen şeylere odaklanmak, bakış açısını olumlu yönde değiştireceği için o anın mutluluğu huzur verecektir. Uygulamaların hepsini huzurun kapısını aralayan birer anahtar olarak değerlendirelim. Ve bu anahtarı iyi kullanarak kapıların saçılmasını sağlayalım Suçlama ezilliklerini, “ o an böyle yapılması gerekiyordu, onun için yaptım “ dirayetini ortaya koyun Henüz yaşanmamış bir geleceğin kaygısı yerine, güzel senaryoları devreye alın,enerjiinizi anın ne şartlarına harcamayla huzur ve mutluluğu yakalamaya çalışın.
Unutmayın ki,sağlıkla her zorluk, zamanla aşılır, bunun için yaşam kalitenşzi bozmadan anın keyfini Canın şstediği lekliyle çıkarın gerisi zaten teferruat. Sevgiler ve saygılar.