Yıldız Tozundan İnsan!
Bu yazıyı paylaş:
Araştırdım ve buldum ki; İnsanlık aleminin “ Yıldız tozundan “yapıldığı savı; kesinlikle bir ütopik düşünce değil, bilimsel ve tamamen doğru ifade imiş. Bu gerçek aslında insanlığın, evenle olan derin bağını gösteren büyüleyici bir olgu. Vücudumuzdaki atomların kökeni hakkındaki bu ifade, astrofizik ve nükleer fizik alanındaki sağlam bilimsel kanıtlara dayanıyor.
Ve bu sav şöyle açıklanıyor: “vücudumuzdaki neredeyse tüm elementler (hidrojen hariç) bir zamanlar ölmüş yıldızların içinde oluşmuş ve süpernova patlamalarıyla uzaya dağılmıştır. Bu nedenle, "yıldız tozundan yapılmışız" Güneş sistemi,gezegenler,sonraki nesil yıldızlar ve gezegenler de hep bu “ Yıldız tozundan “ olmuşmuş.
“ Yıldız tozundan” oluşan İnsanın vücudundaki akıl almaz karmaşık yapısında Tıp’da kısa adı DNA olarak tanımlanan Deoksiribo Nükleik Asitçok önemli. DNA,Tüm canlıların ve bazı virüslerin yaşamsal işlevleri, nesillerinin devamı ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir molekül olarak tarif edilmekte.
Yaşamın yapı taşı hücresi olan DNA'nın başlıca rolü ise; genetik bilginin uzun süreli saklanmasını sağlamak. insan DNA'sındaki tüm baz dizilimini belirlemeyi amaçlayan “ İnsan Genom Projesi’ni “ 13 yıllık bir çalışma ile 2003 yılında tamamlayan Ulusal İnsan Genom Araştırma Enstitüsü'nün (NHGRI) uzun yıllar direktörlüğünü yapmış İnsan; kilit bir figür olan Fransız prof Dr.Francis Collins’dir.
Genom projesi insan genetiği, hastalıklar ve kişiselleştirilmiş tıp alanlarında devrim niteliğinde bilgilere ulaşılmasını sağlamaktadır. Her halde “ Hayat kısa anı yaşa “ denildiği için bilim dünyası da insan ömrünü uzatmak amacıyla yoğun bir çalışma içinde hem de nasıl? Bu sorunun cevabını sahibinin anlatımından Harvard Üniversitesi Genetik Profesörü ve dünyanın en ünlü anti-agingaraştırmacısı doktor David Sinclair’den öğrenelim.
İşte o muhteşem insanı heyecanlandıran akıllara durgunluk veren yaşamayı geri çevirecek çalışmalarıyla ilgili olarak karşısındaki moderatöre yaptığı konuşmasında: “ Deri hücrelerinden bir sperm ve yumurta yapıp onu dölleyebilirim. Böylece seni klonlayabilirim.” Diyor ve devam ediyor: “ Bunu yapmayacağım çünkü bu yasa dışı Ama biyolojik olarak bunu yapabiliriz.
Senden organlar, mini organlar yapabilirim ve ilaçları deneyebilirim. Laboratuvarıma geldiğinizde, bu mini beyinleri yetiştirdiğimizi laboratuvarımda göstereceğim. Bunları Alzehimer hastalığına yatkın olan ya da olmayan hastalardan aldık. Ve beyinler sadece birkaç aylık olmalarına rağmen şu anda 80 yaşında olacak şekilde yaşlandırılacak bir yönteme sahibiz.
Elektrikle ateşleme yeteneklerini kaybediyorlar bunak hale geliyorlar.” Prof. Sinclair, Tabakta küçük mini beyinler var İnstagram’da bunların bazı fotoğraflarını gösterdim. Oldukça sevimliler. Ve de onlara alzehimer ve damans hastalığını tabakta veriyoruz.,bu üç embriyonik geni etkinleştirecek bir sistemimiz var.
Ve bu beyinler eski yaşlarına geri dönüyor. Ancak alzehimer ortadan kayboluyor. Elektriksel aktive geri geliyor şimdi bunu farede yapıyoruz. Fareyi yaşlandırıyoruz sadece yaşamalarına izin veriyoruz veya bunu hızlandırıyoruz ve şimdi de farelerdeki beyinlerin yaşını terse çeviriyoruz. Ne olduğunu tahmin edebilirsiniz; hafızlarını, öğrenme yeteneklerini geri kazanıyorlar …” Tabi bu açıklama karşısında şoke uğrayan moderatör birden suskunluğunı bozup konuşmaya başlıyor: “ İnanılmaz!
Siz neler dediğinizi duyuyor musunuz? Önümüzdeki 10 veya 20 yıl boyunca bu gezegende sağlıklı kalmanın bir yolunu hemen şimdi bulabilirsiniz. Eğer bunu başara bilirseniz yaşamınızı muhtemelen sağlıklı olabilecek 20 veya 30 yıl daha uzatılması söz konusu olabilir; daha önce 10 demiştim. Bu yaşamınızı uzatmanın son yolu 10 yıl içinde yaşadığımız dünya bambaşka olabilir “ İnsan klonlaması, biyolojik olarak mini organlar yapılabilmesinin şu an mümkün olduğunu duymak çok sevindirici.
Böylesine uygulamaların geliştirilmesi ile insan ömrünün uzatılabileceği alzeheimer gibi hastalıkların önlenebileceği beynin eski sağlıklı duruma geleceği gibi müthiş açıklama insanı müjde sevinci yaşatıyor. Hoşça kalın,değerli okurlarım “Akla sığmayanlarda “ ilginç konularla buluşmak dileğiyle Sevgiler, saygılar.