Derin Hakikat!

4 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Yaşam sürecinde zamanın iyi değerlendirilebilmesi, doğru kararlarla yol alınabilmesi ve de Elit insanlarla fikir teatisinde bulunulabilmesi önem arz eder. İşte bunun içindir ki şu söz değerlidir: Bir taşı on bin defa da havaya fırlatsanız, ne kanat çıkar ne de gökyüzüne ait olur. Uçar gibi görünse de, yerçekiminin kanunlarına teslim olup yeniden yere çarpar.

Çünkü taşın özü uçmak değil, yere bağlı olmaktır. İşte tam da bu yüzden “taştan kuş, kuştan taş olmaz” denir. Bu söz, hem insan ilişkilerinde hem de hayatın anlamında bize derin bir hakikati fısıldar: Özüne aykırı olanı zorla değiştirmeye çalışmak, ömür tüketen beyhude bir çabadır. İnsan bazen tüm enerjisini yanlış yerde harcar.

Yanlış bir dostluğu ayakta tutmaya, ilgisiz birine kendini sevdirmeye, potansiyeli olmayan bir kişiyi zorla yüceltmeye ya da yeteneği bulunmayan birini bir alanda parlatmaya uğraşır. Ama her taşın gökyüzünde süzülen bir kuş olamayacağı gibi, her insan da her alanda var olamaz. Bu söz, umudu kırmak için değil, yönümüzü doğruya çevirmek için söylenir.

Çünkü mesele şudur: Enerjini harcadığın şey, senin hayatını ya inşa eder ya da tüketir. Taştan kuş çıkarmaya uğraşan, elinde sonunda elinden kayıp giden taşların yorgunluğunu yaşar. Ama gerçek kuşları gözetip kanatlarının açılmasına destek olan, gökyüzünün şahitliğinde bir güzelliğe ortak olur. Her insanın bir özü, bir yaratılış potansiyeli vardır.

Bazısının yüreğinde merhamet tohumu saklıdır, bazısının aklında keskin bir zekâ, bazısının elinde üretme kudreti… Bir başkasında da belki sabır, belki de mücadele ruhu. Fakat özü taş olan birinden kuşun zarafetini beklemek, hem onu tüketir hem sizi yaralar. Çünkü taş, ne kadar parlatılırsa parlatılsın, bir noktada sertliğini gösterecektir.

Kuş da ne kadar zorlansa da taş olamaz; onun ruhu hep gökyüzüne çağrılır. Hayatın en büyük imtihanlarından biri, insanlara yanlış roller yüklemektir. Sevgide, dostlukta, işte ya da ailede… Bazen birini olduğundan başka görmek isteriz. Soğuk bir kalbi ısıtmaya, bencil birini fedakâr kılmaya, samimiyetsizi sadakatli yapmaya uğraşırız.

Ama öz değişmez; sadece geçici maskelerle örtülür. İşte bu noktada taşın taş, kuşun kuş olduğunu kabullenmek gerekir. Bu kabulleniş, umutsuzluk değil; bilgeliktir. Çünkü insana düşen, yanlış yerde yorulmak değil, doğru yerde kök salmaktır. Doğru dostu seçmek, doğru insana kıymet vermek, doğru emeği doğru işe yatırmak… Zaman, geri gelmeyen tek sermaye… Eğer onu taşlara kuş olmayı öğretmeye adarsak, gökyüzünün asıl şarkısını duyamayız.

Oysa hayat, doğru yerde açan çiçekleri sulamaktır. Yanlış toprakta filiz arayan, ömrünün baharını boşa harcar. Bu yüzden bilge insanlar şöyle der: • “İnsan harcanacak değil, hak edilecek bir hazinedir.” • “Enerjini herkese dağıtma; hak edenle paylaş.” • “Taş, taşlığını; kuş, kuşluğunu bilsin ki, sen de yolunu bilesin.” “Taştan kuş, kuştan taş olmaz” ifadesi, aslında bir uyarıdır: Hayat kısa, enerjin sınırlı, gönlün narin… Yanlış insanlara, yanlış işlere kendini tüketme.

Taşı zorla uçurmak yerine, gökyüzüne zaten ait olan kuşlarla yol al. Çünkü gerçek huzur, özünü kabul etmekte ve özüne uygun olanla yol yürümekte gizlidir. Hayatın sırrı, taşlara kanat takmaya uğraşmak değil; zaten kanatlı olanla gökyüzünü paylaşmaktır. Enerjini doğru insanlara, zamanını doğru işlere ver ki, ömrün boşa değil, iz bırakarak geçsin.

Sevgiler, saygılar

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!