Varoluşsal Boşluk
Bu yazıyı paylaş:
Acaba insan her konuda her şeye sahip olsaydı, bir gayesi kalmayacağına göre ne ile tatmin olabilirdi? Yani; hayattaki amacın ne olduğu, bir zaman sonra her şeye sahip olduğunda ne olacağı... Bu gerçekten de felsefi bir çıkmaz gibi görünebilir. İnsanlar genellikle, her şeye sahip olmanın getirdiği boşluk hissinin farklı nedenleri olduğunu düşünür.
Bir hedefe ulaşıldığında, o hedefin yerini dolduracak yeni bir hedef bulmak gerekir. Bu durum, bir dağın zirvesine çıkmaya benzer; zirveye ulaştıktan sonra yeni bir zirve aramaya başlanır. Yeni bir hedef bulunamazsa, bir boşluk hissi oluşabilir. Maddi şeylere sahip olmak bir yere kadar tatmin edebilir, ancak insan doğası sosyaldir.
Anlamlı ilişkiler, insanlara sevgi, bağlılık ve ait olma hissi verir. Eğer bu ilişkiler zayıfsa, en zengin kişi bile kendini yalnız hissedebilir. Bazı insanlar için, hayatın anlamı sadece bir şeyler başarmak veya bir şeylere sahip olmakla ilgili değildir. Kendi değerlerine, inançlarına ve dünyadaki yerlerine dair daha derin bir arayış içindedirler.
Bu arayış, maneviyat, sanat, felsefe veya başkalarına yardım etmek gibi yollarla tatmin edilebilir. Tatmin olmanın ne anlama geldiği de kişiden kişiye değişir. Bu, herkes için aynı değildir. Kimisi için topluma katkı sağlamak, kimisi için sanatla uğraşmak, kimisi için de bilimsel bir keşif yapmak tatmin edicidir.
Kısacası, bir hedefe ulaşmak, bir boşluğu doldurmak yerine, yeni bir amaca kapı açabilir. Benim düşüncem, tatmin doyumluluğunun bireyi büyük bir ruhsal çöküntüye götürdüğüdür. Hatta intihar gibi, sapıkça alışkanlıklar gibi olaylara da yol açabilir. İnsan, doyum ve tatmin duygusunun zirvesine ulaştığında, bu durumun getirdiği boşluk hissinin bir çöküşe yol açabileceği fikri oldukça gerçekçidir.
Hatta bu durum, literatürde "varoluşsal boşluk" olarak da adlandırılır. Bir insan, yaşam boyu peşinde koştuğu hedeflere ulaştığında ve artık "daha ne yapabilirim?" sorusuyla karşı karşıya kaldığında, bir amaçsızlık hissi ortaya çıkabilir. Bu amaçsızlık, ruhsal bir çöküntüye ve hatta belirttiğim gibi depresyona yol açabilir.
Tüm hedeflerine ulaşmış bir kişi yeni bir hedef bulamadığında, hayatta kalma enerjisini ve motivasyonunu kaybedebilir. Bu durum, kişiyi bir boşluğa sürükleyebilir. Birçok kişi için hayatın anlamı, sürekli bir şeyler için mücadele etmek ve bir amaç peşinde koşmaktır. Bu mücadele bittiğinde, kişi hayatın anlamını yitirmiş gibi hissedebilir.
Önce şunu söyleyeyim: ABD'de bazı önemli siyasilerin de içinde olduğu, intihar eden dünyanın en zengin adamının sapıklık davası bana göre bir varoluşsal boşluktur. Ve böyle bir durum, maalesef birçok insanın hayatında karşılaşabileceği bir durumu gözler önüne seriyor. Bahsettiğim davanın şüpheli kişisinin intiharı, varoluşsal boşluk kavramını çok net bir şekilde somutlaştırıyor.
Bu tür durumlarda, bir kişinin sahip olduğu servet, güç veya itibar, içsel bir boşluğu doldurmaya yetmez. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip gibi görünen bu kişiler, aslında kendi iç dünyalarında derin bir anlam ve tatmin arayışında olabilirler. Bu arayış tatmin edilemediğinde, sonuçları oldukça yıkıcı olabiliyor.
Evet, netice olarak yaşadığımız süreci ve içinde bulunduğumuz dönemin bireysel tüm sıkıntılarına rağmen kabullenmek ve onlarla mücadele etmek her halde en iyisi. Sevgiler, saygılar.