Bazı ifadelere takılır kalırım!

4 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Mesela "Başa gelen çekilir" Bu söylem bana göre tam bir teslimiyetin itirafı niteliğindedir. Toplumda yaygın olarak genellikle boyun eğme veya kadercilik olarak yorumlanır. İşte ben bunun için, bu yönüyle bir teslimiyet barındırdığının doğruluğunu savunuyorum. Ancak bu teslimiyetin altında yatan anlamın karmaşıklığını da kabul ediyorum.

İfade, başa gelen zorluklara karşı durmak yerine farklı bir yaklaşım sergiler. Bu zorlukların kaçınılmaz olduğunu kabul etmeyi içerir. Onlarla birlikte yaşamaya uyum sağlama düşüncesini de barındırır. Bu, sadece bir phasiflik değildir. Aynı zamanda durumu olduğu gibi kabul etmektir. Enerjiyi anlamsız bir direnişe harcamak yerine, hayatın akışına bırakma şeklinde de görülebilir.

Dolayısıyla, bu ifadenin tam olarak ne anlama geldiği önemlidir. Kişinin bu sözü hangi bağlamda kullandığına bağlıdır. Hayata karşı duruşu da belirleyici faktördür: *Eğer kişi bu ifadeyi, mücadele etmekten vazgeçtiği bir noktada kullanıyorsa, bu pasif bir teslimiyet olarak değerlendirilebilir. * Eğer kişi, elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra kontrolü dışındaki bir duruma boyun eğiyorsa, bu olgun bir kabulleniş olarak yorumlanabilir.

Sonuç olarak, "Başa gelen çekilir" sözü tam bir teslimiyet gibi görünse de farklı anlamlar taşır. Altında yatan anlam, kişinin hayata karşı tutumuna göre değişir. Pasif bir vazgeçişten olgun bir kabullenişe kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Şu soru akla gelebilir: "Başa gelen çekilir" denileceğine tedbirli davranarak akılcı bir yol daha uygun olmaz mı?

Bana göre kesinlikle, tedbirli ve akılcı davranmak daha yapıcı bir yaklaşımdır. Aslında bu iki ifade, hayata karşı iki farklı duruşu temsil eder: Birincisi, bir olaya karşı pasif kalmayı içerir. Kaderciliği benimsemeyi ifade eder. Yaşananları olduğu gibi kabullenmeyi gerektirir. Durumu değiştirmek için çaba sarf etmemeyi öngörür.

Bu bakış açısı, kontrolümüz dışında olan durumlarda bir teselli kaynağı olabilir. Ancak sorunların çözümüne katkıda bulunmaz. İkincisi, tedbirli ve akılcı davranmaktır. Olumsuz bir şeyin olmasını beklemek yerine erken müdahaleyi tercih eder. Yapılan değişikliklerle durumu kontrol altına almayı hedefler.

Bu "proaktif" bir duruştur. Olaylar gerçekleşmeden önce olası riskleri öngörmeyi içerir. Plan yapmayı gerektirir. Sorunları önlemeye yönelik adımlar atmayı öngörür. Bu sayede, "başına gelecek" olumsuzlukların şiddetini azaltabilirsiniz. Hatta tamamen engelleyebilirsiniz. Peki neden akılcı bir yaklaşım daha uygundur?

Öncelikle, kontrolü ele almak için gereklidir. Tedbirli davranarak, olayların gidişatını kendi lehimize çevirebiliriz. Bu, hayatın dümeninin ele geçirilmiş olduğu hissini verir. Daha güçlü hissetmemizi sağlar. Ayrıca, sorunları ertelememek önemlidir. Yok saymak çözüm değildir. Akılcı bir yaklaşımla, sorunların kök nedenlerini bulabiliriz.

Onlara kalıcı çözümler üretebiliriz. Hayatta karşılaşılan zorluklar, doğru yaklaşımla fırsata dönüşebilir. Kişisel gelişim için birer araç haline gelir. Tedbirli ve akılcı davranarak bu deneyimlerden ders çıkarabiliriz. Bir sonraki sefere daha hazırlıklı olabiliriz. Kısacası, "başa gelen çekilir" demek yerine "gelmeden önce tedbirini al" demek daha faydalıdır.

Bu hem bireysel hem de toplumsal düzeyde geçerlidir. Elbette her şeyi kontrol edemeyiz. Ancak kontrol edebileceğimiz konularda akılcı davranmak önemlidir. Bu, hayatımızı çok daha kaliteli ve huzurlu bir hale getirir. Galiba insanoğlu, sözlerin ya da inançların etkisinde fazlaca kalmaktadır. Bu yüzden "başa gelen çekilir" diye rahat davranmaktadır.

Bu düşünce yapısının arkasında karmaşık faktörler yatar. İnsanın sözlerin ve inançların etkisi altında kalması bunlardan biridir. Psikolojik ve kültürel etkenler de rol oynar. Çünkü bu söz, sadece bir cümle değildir. Nesillerdir aktarılan bir inanç sisteminin sonucudur Bu inanç, insanı iki şekilde etkileyebilir.

Rahatlatabilir ve eylemsizliğe itebilir: Yaşanan olumsuzluklar karşısında "başa gelen çekilir" demek bir teselli mekanizmasıdır. İnsan, kontrol edemediği olaylar karşısında çaresizlik hissetmek istemez. Bu nedenle bu ifadeye sığınır. Eğer bir felaketin ya da kötü durumun kaçınılmaz olduğuna inanırsa rahatlar.

Bu durumla mücadele etme yükünden kurtulmuş olur. Bu, aslında kadercilikle gelen pasif bir rahatlamadır. İşi bir de toplumsal boyutu vardır: Bu tür ifadeler, toplumun kolektif hafızasında yer etmiştir. Atasözleri ve söylemler yoluyla güçlenir. Kültürümüzde bu ve benzeri birçok söz vardır. İnsanı daha kabullenici olmaya yönlendirir.

Olaylara karşı daha az mücadeleci olmayı öğütler. Toplumsal normlar, kişisel sorumluluk almak yerine durumu kabul etmeyi önerir. Bu, bireyin proaktif davranmasını gereksiz gören bir bakış açısı oluşturur. Peki, akılcı yaklaşım neden bu kadar yaygın değil? Akılcı davranmak sürekli çaba gerektirir. Planlama ve sorumluluk ister.

Bu, psikolojik olarak yorucu olabilir. Her an tetikte olmak gerekir. Olası riskleri düşünmek zorundayız. Bunlar için önlemler almak gerekir. Bu, pasif kalmaktan daha fazla enerji harcar. Bu nedenle insanlar bazen daha kolay yolu tercih eder. Daha az yorucu olan "bırak gitsin" düşüncesine yönelirler.

Sonuç olarak, "başa gelen çekilir" demek aslında bir bahanedir. İnsanların eylemsizlik için bulduğu bir kaçış yoludur. Bu bahane, sözlerin ve inançların sunduğu rahatlığın tercih edilmesiyle ortaya çıkar. Proaktif olmanın getirdiği yorgunluk yerine pasiflik seçilir. Siz siz olun dostlar. "Başa gelen çekilir" ifadesini bir kenara itin.

Yüksek moralle gösterin dirençinizi sorunlarınıza karşı. Sevgiler, saygılar.

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!