Vazgeçlmez Zincir Alışkanlık
Bu yazıyı paylaş:
Hayat dediğimiz şey, çoğu zaman alışkanlıklarımızın gölgesinde akıyor. Kimi zaman bizi besleyen, kimi zaman da zincire vuran alışkanlıkların izini sürmeyi düşündüm. Çünkü insanı büyüten de küçülten de alışkanlıklarıdır. Bu nedenle, o görünmez bağların sorgulamasını düşünüp kendimce açıklamalar yapacağım.
Şunu öncelikle belirteyim ki; alışkanlık gerçekten bazen güvenli bir liman, bazen çıkışı olmayan bir labirent... İşte bu labirent üzerine düşündüğüm birkaç satır. Hayatın akışı içinde öyle alışkanlıklar vardır ki, insanın varlığını gölgesi gibi izler. İnsan çoğu kez onları seçtiğini düşünür. Oysa zamanla fark eder ki, aslında onlar insanı seçmiştir.
Vazgeçmek bir yana, yokluklarını düşünmek bile ürpertici gelir. Bir sigara dumanında huzur aramak, bir kadehin dibinde unutkanlık bulmak, sabahın ilk ışığından gecenin son karanlığına kadar işin peşinde koşmak ya da tam tersi, tembelliği yaşam biçimine dönüştürmek... Hepsi aynı zincirin farklı halkalarıdır.
Eğlence, gece hayatı, spor, kumar... İnsan, kendi hayatının yolcusu olmayı dilerken, çoğu kez alışkanlıklarının esiri olur. Bu bağlılığın ardında ne yatar? Neden insan, zararlı olduğunu bile bile vazgeçemez? Müptelalar, kendi esaretlerinin farkında değil midir? Yoksa farkındadır da zinciri kıracak cesareti mi bulamaz?
Sorular, insan ruhunun derin dehlizlerine açılır. Cevaplar ise kimi zaman bir korkunun, kimi zaman bir boşluğun, kimi zaman da yalnızlığın içinde gizlidir. Kleptomani örneğini düşünelim. İhtiyacı olmadığı halde el uzatılmaması gerekeni cebine sıkıştıran insan... Ne maddi kazanç vardır ortada, ne de zorunluluk.
Ruhbilimin diliyle dürtü kontrol bozukluğu olarak tanımlanan bu durum, kaygı ve yeme bozukluğuyla ilişkilendirilir. Ama en çok da insan iradesinin kırılganlığını gösterir. Kendi içinde taşıdığı boşluğu doldurmak için, elini dışarıya uzatır insan. Ve çoğu kez, bu davranışın aslında kendisini ne kadar yorduğunu ancak çok geç fark eder.
Elbette alışkanlıkların hepsi yıkıcı değildir. Hayatı güzelleştiren, insana düzen katan, ruhunu besleyen alışkanlıklar da vardır. Her gün düzenli banyo yapmak, kılık kıyafete özen göstermek, boş vakti verimli kullanmak, kitapların dünyasında gezmek... Bunlar da birer alışkanlıktır ama insanı küçültmez, aksine yüceltir.
Fakat burada da ölçü önemlidir. Yararlı bir alışkanlık bile, aşırılığa sürüklendiğinde zincir haline gelir. Temizlik mesela... Düzenli yapıldığında huzur verirken, saplantıya dönüştüğünde insanı tüketir. Demek ki mesele, alışkanlığın varlığı değil, onun insanın hayatına nasıl sirayet ettiğidir. İnsanın gerçeği; hangi alışkanlığın kendisini beslediğini, hangisinin ise tükettiğini ayırt edebilmektir.
Çünkü alışkanlık bazen güvenli bir liman, bazen de çıkışı olmayan bir labirenttir. Ve belki de asıl sınav şudur: İnsanın kendi hayatını mı yaşadığı, yoksa alışkanlıklarının gölgesinde mi sürüklendiği... Zira bazen insan bir alışkanlığa sarıldığını sanır. Ama farkında olmadan çoktan onun tarafından sarılıp sarmalanmıştır.
Alışkanlık, insanın elleriyle ördüğü kafestir; kimi içini bahçeye çevirir, kimi zindana. Sizlerin bahçesi daima aydınlık, düzenli, tertipli, huzur veren bir düzeyde olsun dostlar. Sevgiyle kalın, saygılar.