Stres

2 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Bir adam tanımıştım, sırtında sürekli bir bidon taşırdı. Merak ederdim. Bir gün kokusundan fark ettim ki bidonun içinde benzin vardı, ağzına kadar dolu. İnsanlar da onun niye böyle bir yük taşıdığını sorarlarmış. O da “Lazım olur” dermiş. Ben önceleri adamın çiftçi olduğunu, tarlasındaki traktörüne ya da benzinle çalışan bir aleti için aldığını düşünürdüm.

Ama sonra aklımı başka şeyler karıştırmaya başkadı, günahını da aldım doğrusu. Çünkü her gün, her yere o bidonla gidiyordu; pazara, işe, misafirliğe… Merak bu ya, adamı hep gözlüyordum. Derken bir gün, yolda onun karıştığı bir tartışmaya şahit oldum. Karşısındaki sert bir söz söyledi. O anda cebinden bir kibrit çıkardı.

Kibriti çaktı, bidonun üzerine attı. Bir anda alev aldı her şey. Elbisesi, elleri, hatta kendi gölgesi bile yandı. Sonra yangın bitti, ortada ne o vardı ne bidon. İşte stres böyle bir şeydir. İnsan, farkında olmadan, her gün sırtında benzin taşır; en ufak bir kıvılcımda kendi kendini yakar. İçimizi kemiren, sağlığımızı sessizce törpüleyen “stres”ten bir türlü kurtulamayız.

O, insan bünyesine yapışmış ikiz kardeş gibidir. Ama ironik olan şudur ki, çoğu zaman kendi elimizle besleriz onu. Hayatın telaşı, belirsizlikleri, beklentiler… Bütün bunlar o bidonun içindeki benzini artırır. Bir gün mutlaka, istemesek de, o kibrit çakılır. Yine de stres ne tamamen düşman, ne de bütünüyle dosttur.

Azı, insanı tetikte tutar, harekete geçirir. Fazlası ise direksiyonu elinden alınmış bir aracın uçuruma sürüklenmesi gibi felakete götürür. Bir dostum anlatmıştı: “Sınavdan önceki hafif gerginlik beni diri tuttu. Ama günlerce uyuyamayacak kadar stres yapınca, sınav günü zihnim bulanıktı.” İnce bir çizgi bu: Dozunda stres, hayatın motoru; ölçüsüz stres ise frenleri patlamış bir hız trenidir.

Çoğumuz stresin kaynağını yanlış yerde ararız. Zannederiz ki, stres dışarıdan gelir; patronun bağırması, trafikteki korna, komşunun sitemi… Oysa asıl stres, dışarıdan gelen olayın bizdeki yankısıdır. Bir bilge der ki: “Seni üzen şey, olay değil; ona verdiğin anlamdır.” Yağmur yağınca kimisi “Bereket” der, kimisi “Mahvolduk.” Fark, hava durumu değil, bakış açısıdır.

Yanlışlardan biri de stresi tamamen yok edebileceğimizi sanmaktır. Hayır, stres yok edilemez; yönetilir. Ateşi söndürmek yerine kontrollü yakmak gibi… Derin nefes almak, basit ama etkili bir yöntemdir. Her derin nefes, vücuda “tehlike geçti” mesajı gönderir. Anda kalabilmek ise, stresi yönetmenin en eski sırlarından biridir.

Dün yaşandı, yarın belki gelir, belki gelmez. Gerçek, şu anın sessiz nefesindedir. Kimi zaman stresin en etkili panzehiri mizah olur. Başına gelen felaketi gülerek anlatabilen insanlar, ruhlarını hafif tutar. Bir doktorun dediği gibi: “Gülmek, en ucuz antidepresandır.” Çünkü gülmek, beynin kimyasını değiştirir; stres hormonlarının etkisini kırar.

Bazen çare, hayatın temposunu bilerek yavaşlatmaktır. Kendine “Dur” diyebilmek, çoğu zaman ileriye gitmekten daha değerlidir. Anadolu’da yaşlı bir çiftçi şöyle derdi: “Toprağı dinlendirmezsen bereketi azalır. İnsan da öyledir.” Durmak, gerilemek değil; yeniden güç toplamaktır. Ve belki de en önemlisi, hayatın her zaman kontrolümüzde olmadığını kabullenmektir.

Kontrol edemediğimiz şeylerle boğuşmak, ateşe benzin dökmektir. Fırtınayı durduramazsın ama yelkenini ona göre ayarlayabilirsin. Ben Fenerbahçeliyim, eskiden fırsatım olduğunda maçlara giderdim, sonraları gidemez oldum. Ama statta oturduğum yerde maçın heyecanını seyretme, keyfini çıkarma yerine etrafımdaki stresli kalabalığın endişe verici durumunun doğurabileceği tehlikeye karşı tedirginlik duyardım.

Stres bizimle yaşamaya devam edecek. Onu tamamen kovamayız ama evimizdeki yerini değiştirebiliriz. Onu baş köşeden alıp kapının yanına koymak, misafirliğini kısaltmak elimizdedir. Zihnimize aldığımız her misafirin bize ya şifa ya da zehir getirme ihtimali vardır. Seçim, kapıyı kimin için açtığımızda saklıdır.

Stresle İlgili Altın Sözler: • “Stres, zayıfın omuzlarında yük, güçlüde ise kamçıdır.” • “Olaylar değil, onlara verdiğimiz anlam yıpratır bizi.” • “Bir nefesin sakinliği, bin telaşın fırtınasını dindirir.” • “Hayatın ipini sıkarsan kopar, gevşetirsen akıp gider.” • “Kontrol edemediğini serbest bırakmak, özgürlüğün ilk adımıdır.” • “Gülmek, stresin suratına atılmış en güzel tokattır.

Tekrarlayalım akılda kalsın; • “Bazen ilerlemenin yolu, bir adım geri çekilmektir.” • “Fırtınayı durduramazsın ama yelkenini ona göre açabilirsin.” Stresi tamamen yok edemezseniz, biraz olsun frenleyebilirsiniz. Sağlığınızı korumak için stressiz yaşam diliyorum. Sevgi ve saygılar.

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!