Cesaret
Bu yazıyı paylaş:
Düşünce tarihinde bir dönüm noktası olan Akademi’nin kurucusu, Antik Yunan filozofu Platon, “Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır” der. Çoğu insanın Eflatun olarak bildiği Platon, insanların gerçek bilgiye sadece düşünce ve akıl yoluyla ulaşabileceğini savunanların başında gelir.
Bu yazıda, yiğitlik, kararlılık ve dayanıklılık gibi özellikleri içeren; korku, acı veya belirsizlik ile başa çıkabilme yeteneği olarak açıklanan “cesaret” üzerinde duracağız. Ancak önce, Eflatun’un o çok önemli “akıl ve zekayı kullanma” savına değinmek vacip oldu. Bu konuda Mevlana Hazretleri’nin veciz bir ifadesi konuya açıklık getirecektir: “Aklını başına al da sus, sus da iyi tohum ekmeğe bak; çünkü ebedi cennet, doğru işlerden meydana gelmiştir.” Mevlana bu sözüyle, “Akıllı ol ve boş konuşmayı bırak” demek istiyor.
Boş konuşmak yerine, iyi ve hayırlı işler yapmaya odaklanmamızı öğütlüyor. Kısacası, sözden çok eyleme önem verin diye nasihat ediyor. Şimdi asıl konumuza geçelim: Cesaret, kabadayılık mıdır? Her konuya gözü kapalı saldırmak mıdır? Tabii ki değildir. Cesaret, doğru olanı yapmak için duyulan korkuya rağmen harekete geçmektir.
Kabadayılık ise gücüyle insanlara zorbalık etmektir. Kabadayılık bir güç gösterisidir, cesaret ise bir erdemdir. Aralarında dağlar kadar fark vardır ve birbirleriyle karıştırılmamaları gerekir. Cesarette özgüven duygusu önemlidir; bilgi ve kültür ise destekleyici, itici bir güçtür. Aslında cesaret ve özgüven de sıklıkla karıştırılsa da özlerinde farklı kavramlardır.
Bilimsel olarak özgüvenin, kişinin geçmiş deneyimlerinden ve yeteneklerine olan inancından beslenen, “geçmişten gelen bir altyapı” gerektiren bir durum olduğu tespit edilmiştir. Cesaretin ise bu tür bir altyapıya ihtiyaç duymadığı, sonradan gelişebildiği bilinmektedir. Ama benim naçizane görüşüm, özgüven kaybı yaşayanlarda cesaretin maalesef fazlaca bir değer taşımadığı yönündedir.
Bu yüzden bu iki kavramı birlikte mütalaa etmeyi yeğledim. Cesaret, insanlık tarihinde daima önemli bir erdem olarak kabul görmüştür. Bireyin, doğru bildiği yolda her ne pahasına olursa olsun iradesini ortaya koyduğu bir davranış biçimi olagelmiştir. Elbette bu kavram, tek bir tanıma sığdırılamayacak kadar katmanlıdır.
Unutulmamalıdır ki, cesur olmak doğuştan gelen bir özellik değildir. Aksine, çaba ve pratiğe dayanan, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir yetenektir. Herkes özgüvenini geliştirdikçe ve korkularından sıyrıldıkça daha cesur hale gelebilir. Bunun için bakış açısını değiştirmek, “başarısız olabilirim” fobisinden kurtulmak ve belirsizliğe rağmen karar vermek gibi adımlar etkili olacaktır.
Korkuya rağmen atılan her hamle, cesareti besleyecek ve bireyi daha güçlü kılacaktır. İlk adımı denemekten kaçınmamalıdır, çünkü bu teşebbüs arkasından daha güçlü atakların gelmesini sağlayacaktır. Cesaret, asla kavga değildir. Fiziksel çatışmanın ötesinde, çok daha geniş bir alanı kapsayan medeni bir davranış biçimidir.
Ahlaki, entelektüel, duygusal ve sosyal cesaret gibi çok çeşitli türleri vardır. Ayrıca pervasız eylemler de cesaret olarak kabul edilmemelidir. Cesaret, ani bir feveran değil, arkasında derin bir düşünceyi barındıran kararlı bir tutumdur. Bana soruyorlar: “Cesaretli olabilmem için ne yapmalıyım?” Kardeşim, cesurca düşün, özgüveninle ortaya çık, işte bu kadar.
Başarıya giden yol, doğru zamanda doğru kararları almaktan ve düşünceleri samimi bir dille, saygı çerçevesinde ve en önemlisi sinirlenmeden, sakince aktarabilmekten geçer. Yazımıza filozoflarla başladık, yine onlarla sonlandıralım. Sokrates’e göre doğru cesaret, bilgiden ayrılamaz. Aristoteles, cesareti korkuyla yüzleşirken duyguları kontrol etme bilgisi olarak tanımlar.
İslam ahlak felsefecileri de cesaretin “akıl ölçüsünde” kullanılması gerektiğini vurgulamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün cesaret anlayışı da bilgi, bilinç ve inanç temeline dayanır. O, stratejik düşünceden yoksun, pervasız cesareti daima eleştirmiştir.
Günlük yaşamın her alanında gerekli olan cesaretinizin kırılmaması dileğiyle…
Sevgi ve saygılar.