Yalnızlık

51 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Yalnızlığı hiç bilmezdim, hiç de düşünemezdim çünkü oldukça kalabalık bir aile içinde doğdum, yaşadım, büyüdüm, yuva kurdum, çocuklarımla, gelinlerimle, torunlarımla hayatın güzelliklerini sürdürdüm. Bir çok insan gibi ben de hep böyle bir ortam devam edecek duygusu içindeydim. Yalnızlığı niçin düşünecektim ki?

Ta ki 59 yıllık hayat arkadaşımı kaybedene kadar. Ebedi mekanına tevdi edişimden tam bir yıl önce sevgililer gününde mesaj atmışım: "Sevgililer Günü'nde seninle olmak, evliliğimizin her anını daha da özel kılıyor. Seninle geçirdiğim her an için minnettarım. Hele en büyük mutluluğu vefalı iki evlatla perçinlemen var ya her günümüzü en iyi "Sevgililer Günü" yaptı. Seni seviyorum ve hayatımın geri kalanında seninle olmak en büyük isteğim, tek dileğim. Sevgililer Günün kutlu olsun."

Sonra zaman su gibi akıp gitmiş, evlilik yıldönümümüz gelmiş çatmış. Yine oturup bir şeyler karalamışım: “Sevgili Ziynet’ciğim ilk ve son aşkım: Bu ömür bitse de inan olsun 58 yılın doyumsuzluğu ebediyen sürecek. Bu güzelliği yaşamasam da ruhumda sonsuzlukta taşıyacağım” demişim.

Kader bu, ben değil o yürüdü bilinmez aleme. Ama yaşarken o da benim gibi mutluydu bu dünyada. Bunun içindir ki ; mutluluğu yaşatıyordur, her halde ruhunda. Acımasız hastalık, 5 yıllık mücadeleyi kazandı. Ama beni hiç düşünmediğim bir boşluğa da atıverdi. Gerçekten söylenen doğruymuş, niçin önceden üzerinde fazla durmamışım? Denilirdi ki; “ İnsan en çok yanında olduğunu düşündüğü kişiden öğrenir yalnızlığı”. Ne kadar doğru imiş! Evet, şimdi öğrendim, en acı şekliyle yalnızlığı. Evimi unuttum, yanlarından ayırmıyorlar çocuklarım. Çok severdik yazlığımızı, Urla’nın serin oksijenli enfes havasını, gidemiyorum, gitmiyorum, görmek de istemiyorum artık. Hafızamdan silip atmıştım “ keşkeyi” şimdi çokça kıllanıyorum; Onsuz anlamı kalmadı ki!

Kızıyorum kendime . Önceleri, keşke dünya meşgalelerinden biraz uzaklaşıp, daha fazla zaman ayırabilseymişim eşim için. Daha fazla bir arada olabilseymişiz keşke. Bilmedim, bilemedim.. Görevimi daha iyi yapabilmek, başarılı olabilmek hırsına esir olmuştum galiba. Koşturdukça, daha fazla koşuşturma kompleksi kaplamıştı benliğimi Sanılır ki, yalnızlığın tesellisidir göz yaşları, asla değil; belki de en acı kısmı sürekli ağlamak.

Yalnız kaldım ya! Yalnızlıkla dostluğum başladı artık. Etrafındaki ilgili çemberi de, kalabalığı da görmüyorum göremiyorum, dost oldum kaçıyorum yalnızlığa. Yalnızlık, tek başınalık değil dostlar. O apayrı bir olgu. Tek yaşamaktan da farklı. Karar vermişdir birey, tercih etmiştir sakin ve sükun içinde, içe kapanık, münzevi bir hayat tarzını seçmiştir, o bir şahsi, özel, kabullenilmiş bir tercihtir, kendisi istemiştir tek yaşamayı.

Denilebilir ki, bu bir egoistlik değil midir? Olabilir. Lakin, şahsi kaprise müdahale yoktur. İster tek yaşar, Canı da isterse toplu yaşar Şunu söylemek istiyorum, daha anlaşılır ve kısa olarak; yalnızlık ve tek başına yaşamak arasında temel bir fark vardır. Tek başına yaşamak, fiziksel bir durumu ifade etmektedir.

İnsanın kalabalıklar içindeki sessizliği terclhl olarak değerlediriliyor. Bazıları da bu ruhsal bunalım, içe kapanıklık, bir yapı olduğunu ileri sürüyor. Psikanalist Donald Winnicott’a göre ise, “kendi başına olma kapasitesi” gelişmiş insanların yalnızlığı yıkıcı olmuyor, tam tersine yararlı ve üretici bir deneyime dönüşebiliyor.

Ama bu kapasite gelişmemişse yalnızlık yıkıcı bir duruma dönüşüyor. Yalnızlık bazen ihtiyaç, bazen tercih, bazen de zorunluluk oluyor. Araştırmaların ortaya koyduğu gerçek ise uzun süreli yalnızlığın anksiyete, depresyon, obezite, kalp hastalıkları, madde bağımlılığı ve Alzheimer gibi çok sayıda sağlık sorunu ile ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır” diyor. Bunalım sonucu ne yazlıktır ki intiharlarda görülebilmektedir. Bir kişinin kendi evinde veya kendi yaşam alanında başka kimseyle birlikte olmaması halidir.

Bu durum, kişinin tercihi olabilir ve oldukça keyifli ve üretken bir yaşam sürmesine engel değildir. Tek başına yaşayan bir insan, sosyal olarak aktif olabilir, arkadaşları ve ailesiyle güçlü bağlar kurabilir ve kendini yalnız hissetmeyebilir. Ama aile düzeni bağlamında gece gündüz birliktelikleri yoktur.

Yalnızlık ise daha çok duygusal bir durumu ifade etmektedir. Kişinin sosyal bağlantılardan veya ilişkilerden yoksun olduğu hissi, anlaşılamama hissi veya diğer insanlarla yeterince derin ve anlamlı bağlar kuramadığı hissidir. Yalnızlık, tek başına yaşayan bir insanda görülebileceği gibi, kalabalık bir ortamda veya evli bir insanda bile hissedilebilir.

Yani, bir insan etrafında birçok kişi olsa bile kendini yalnız hissedebilir. Yukarıda kendimden verdiğim misalde olduğu gibi bir çiftin ebedi aleme göçü neticesinde taraflardan birinin düştüğü durum da bir yalnızlıktır. Kısacası: Tek başına yaşamak fiziksel olarak yalnız olma durumu , yalnızlık ise duygusal olarak yalnız hissetme durumudur.

Bu nedenle, tek başına yaşayan herkes yalnız değildir ve yalnız olan herkes tek başına yaşamıyor olabilir. Cenab-ı Allah, insanları yalnız bırakmasın. Yaşamlarını da kendi iradeleriyle ortaya koydukları ortamlarda sağlık ve mutlulukla devam ettirsin.

Sevgi ve saygıyla.

Bu yazıyı puanlayın
Ortalama: 5.0 / 5 (1 oy)
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!