Prensip Sahibi Olmak

10 görüntülenme

Bu yazıyı paylaş:

Çoğu kez fikirleri, kişilikleri, davranışları takdir edilen insanların başka hiç bir özelliği dikkate alınmadan hemencecik “Prensip sahibi” yaftası yapıştırıldığı oluyor. Bu durum, doğru mudur?, yanlış mıdır? elbette herkesin kendi bileceği, bireysel takdirdir Türk Dil Kurumu “ kişisel kurallara tavizsiz bağlılık“ olarak tarif etmiş “ prensip sahibi” olmayı.

Bu kavram bazı zamanlarda bazıları tarafından yanlış algılanmakta, yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır Mesela ; doğruya illaki yanlış diyen, güzel bir şeye olumsuz yaklaşan, hep menfi algılamasına kapılmış birine dahi, sırf kendi düşünce paralelinde olduğu için körü körüne “prensip sahibi “diyenler de bulunabiliyor.

Bireyin eylemlerine rehberlik edici temel bir ilke ve özellik olduğu içindir ki, prensip sahibi olmanın olumlu yönleri vardır. Bunlar, dürüstlük, tutarlılık, sorumluluk ve cesaret gibi erdemleri içermektedir. Prensip sahibi olmak, bireyin karakterini şekillendiriyor, güvenilirlik sağlıyor ve hayatın kritik anlarında doğru kararlar alınmasına yardımcı oluyor.

Bunun içindir ki, prensip sahibi ifadesine layık olanlarda görünmez bu üstün gücün varlığı kendini belli ediyor. Bu kavram, liderlikte bütünlük ve muhakeme yeteneği için de önem taşıyor. Aşırı prensip bağlılığı olan kişilerde önceden var olan inançlarını doğrulama, bilgilerini tazeleme, yorumlama ve hatırlama yeteneğini sahip kılıyor.

Otoritelerce ileri sürülen düşünce ve ilkeleri kanıt aramaksızın, incelemeksizin ve eleştirmeksizin bilgi sayan tutuma "Dogmatizm" adı verilmiş. İşte "dogmatizm ile prensip arasındaki kavram karmaşası, prensip sahibi olmak ile "dogmatik" olmak arasındaki farktan kaynaklandığı belirlenmiş. Dogmatizm, sorgulanmadan mutlak doğru kabul edilen, değişime dirençli ve tartışmaya kapalı inanç sistemi olarak tarif edilmiş.

Gerçek prensiplerin ise esnek, sorgulanabilir ve insani değerlerle uyumlu olduğu tespit edilmiş. Dogma ise, inancın yozlaşmış hali olarak ortaya çıkmış. Bu yanlış bir bilginin doğruluğuna inanılarak verilmesi gibi bir durum. Hani bir söz vardır: Bir yalan at herkes inansın, dönüp dolaşsın onun doğruluğuna sonunda seni de inandırsın işte öyle bir şey.

Katı prensipler, özellikle milliyetçilik gibi yaklaşımlarda görülüyor. Görüşten asla taviz verilmeyen, esnekliğe yer verilmeyen bir tutum olarak belirginleşiyor. Aşırı kuralcılığın psikolojik ve sosyal sonuçları bulunduğunu hemen herkes bilmektedir. Kişilik bozukluğu bununla ilgilidir. Bu tipler genellikle, aşırı düzen, mükemmeliyetçilik, kontrol ihtiyacı ve "ya hep ya hiç" düşünme tarzı sergilerler ve bu bir nevi hastalık halidir.

Kurallara uyulmadığında kaygı ve öfke gösterirler. Aşırı prensip sahibi olmak, duygusal zayıflık veya kontrol ihtiyacından kaynaklanabilir. Tarihte, katı prensip bağlılığının veya uyum sağlama eksikliğinin felaketle sonuçlanan kararlara yol açtığı belirtiliyor "Truva Atı" olayı da buna örnek olarak gösteriliyor.

Uzmanlar, gerçek prensipli davranışın, katılığı değil, esnekliği gerektirdiğini ifade ediyorlar..Bu, temel değerlerden ödün vermeden değişen durumlara uyum sağlama yeteneği deniliyor. Prensip sahibi olmak, eleştirel düşünme, esneklik ve insani değerlerle birleştiğinde anlam kazanıyor. Özetle, prensip sahibi olmak değerli bir özelliktir.

Ancak bu prensiplere körü körüne ve esnek olmayan bir şekilde bağlı kalmak asla değildir. Önemli olan, prensipleri eleştirel bir yaklaşımla, esneklikle ve değişen koşullara uyum sağlayarak uyabilmektir, Böylesine bir toplumda, böylesi bir birey olmak her halde büyük şans…

Bu yazıyı puanlayın
Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!